Hayat geçiyordu ellerimin arasından. Ben bir evin köşesinde yalnızlığımla başbaşaydım. Yaşanmamış zamanlarım, yaşanmamış öykülerim vardı. Mevsimler hep kayıptı. Sahipsiz gecelerin yorgunuydum ben. Bana eşlik eden duvardaki gölgelerdi, onlar da sadece hayaldi. İçimde gizli kalmış sevinçleri, açığa çıkmamış heyecanları, bir türlü hayata geçirilememiş mutluluk formüllerini taşıyordum. Aşk kapıdan bile uğramıyordu, ya da ben onu görmüyordum. Mavi bile çoktan terk edip gitmişti beni. Oysa ben, sevdiğim her şeyde maviyi aradım. Gözünün rengi ne olursa olsun eğer aşk varsa ben görürdüm o mavi parıltıyı. Aşkın rengi maviydi çünkü. Ve bana tek kelimeyle aşkı anlat deseler “mavi” derdim. Bir somun ekmekse umut ben onu çoktan yiyip bitirmiştim de, yerdeki kırıntılarını topluyordum artık. Yerimden kalkasım bile gelmiyor. Ne çocuk sesleri, ne filmler, ne kitaplar… Hiçbiri umurumda değil. Hani yemeyerek yaşamanın yolunu bilsem, yemek de yemeyeceğim. Şarkı dinlemeyi de çoktan bıraktım. Şarkılar içimi acıtıyor. Şarkı “batıyor ama acıtmıyor senin sevdan” diyor, ben tam tersine o acıyı yüreğimin en derin yerlerinde hissediyorum. Uzun sessizliklerin insanı oldum. Kendimle konuşmaya bile korkuyorum. Ağzımdan çıkacak sözcüklerin nelerolabileceğini biliyorum da ondan. Bu yüzden konuşmamayı tercih ediyorum. Hiç böyle olmazdım ben. Yaşama böylesine yılgın, böylesine soğuk, böylesine uzaktan bakmazdım. En soğuk kışta bile kimsenin görmediği güneşler ısıtırdı beni. Karda çiçekler açtırırdım. Çünkü sen vardın. Sen aşktın, sen maviydin, sen güneştin, sen rengarenk çiçektin, sen yüreğimdeki ateştin. Sen gülüşlerimin adı, sen umutlarımın kaynağı, sen hayatımın anlamıydın. Hayır, hayır, sen hayattın. Ve bir gün gittin… gitmek istiyordun, gittin. Gidişine izin verdim –ki gidene kal demedim hiçbir zaman– gittin. Oysa ne çok sevmiştim seni, ne çok… Senin verdiğin hüzün böyle bir şeymiş demek ki, öğreniyorum. Acı veriyor, zor oluyor ama öğreniyorum. Yüreğimdeki yaşam ateşi söndü! Yerinde bir buzdağı var artık, baharsa bana çok uzak…
Ağlardım, kimse görmezdi. Gözyaşlarım içime akardı. Seni özlemek bir fırtınayı andırırdı. Fırtınalar içimdeki sevda ağaçlarını kökünden kopartırcasına sallardı. Her seferinde bir yolunu bulup ağaçlarımı kurtarırdım. Bu yüzden benim sevdam yıkılmazdı. Aşkın yarını yoktu ama bizim beklediğimiz hep yarındı. Bugün hiç yaşanmadı. Bu ne sana ne de bana uyardı ama çaresizlik elimizi kolumuzu bağlardı. Hayata isyan ederdim, isyan tek arkadaşımdı. Bu sevdayı yaşamak, ayakta tutmak kolay değildi, yorardı. Yine de şikayet etmezdim çünkü senin için her şey göze alınırdı. Hain değildim ben, seni aldatmadım. Beynim de yüreğim de seninleyken bir başkası bana sadece yabancıydı. Ben yabancılara teslim etmedim kendimi, kimse de beni teslim alamadı. Mükemmel değildim ben, hatalarım vardı. Ama hatalarımı fark edip düzeltmeyi bilirdim. Yaptığım en ufak hata seni biraz incitse beni yıkardı. Şimdi ‘gittim’ diyorsun öyle mi? Hiç kalmadın ki benimle gidesin… Benimle kalan hep yalnızlıktı. Olmayışının hiçbir önemi yok. Bir tarafında hep sen olsan da benim aşkım bağımsızdı. Hayatta hep tatlı anlar yoktur ya, nasıl yaşadıysam seni, acıyı da yaşamayı bilirim ben…
Mehter Marşları‘nı çekemeyen çok değerli bir insan(cık)(!), RapidShare’deki dosyları “Uygunsuz Paylaşımdır” diyerek sildirmiş! Kendisine çok şey demek istiyor ama yinede susuyorum. En kısa süre içerisin de tekrardan yükleyeceğim arkadaşlar, endişeniz olmasın… Lütfen takip etmeye devam edin. (11.01.2008 - Cuma)
—————————————————————————
Merhabalar!
Büyük emekler sonucunda derlediğim, Mehter Marşları‘nın tamamını sizlerle paylaşmaya karar verdim. Bunun sonucunda sizler için rapidshare‘e elimdeki mevcut tüm Mehter Marşları’nı upload (yükleme) etmiş bulunmaktayım .
Rapidshare‘de sizin için açtığım klasörden kolay bir şekilde mp3 leri indirip, Mehter Marşları‘mızı doyasıya dinleyebilirsiniz.
Elini uzatıp dokunacağın sevgili hani nerede?
Birden bir bakıyorsun bütün herkes senin üzerine gelmeye başlamış. Hiçbir neden olmadan yargılanıyorsun. Neden? Nedenini bilmeden.
Yolda yürürken, otobüs beklerken insanların gözlerinin hep sende olduğunu düşünüyorsun. Yalnızlığın bir daha vuruyor seni. Yıkılıyorsun.
Bir bebeğin ağlamasında belki sevda, bir annenin şefkatinde… Bir babanın seni karşısına alıp konuşmasında. Ama sen bunları yaşamadıysan neye yarar. Hepsi boş gelir bir anda insana…
Geceleri çığlık çığlığa uyanırsın, kan ter içinde. Yanında kimseyi bulamazsın. Bir daha yıkılırsın.
Hiç ummadığın anda bir telefon alırsın. Ve yine yıkılırsın. Çok uzun süredir beklediğin bir telefondur aslında. Ama karşıdaki ses sana beklediklerini söylemez… Sadece –bitti ya da –ben gidiyorum diye bir ses duyarsın. Gerisi yalandır artık. Gerisi yalan… Bir daha Yıkılırsın.
Nerde el ele dolaşan birilerini görsen dolar gözlerin… Ağlamaklı olursun ve de hep kaçarsın insanlardan. Sonra bir bakmışsın aynadaki sen aslında sen değilsin. Değişmişsindir. Görünüşün, tavrın, konuşman. Sen bile kendini tanıyamayacak duruma gelmişsindir. Aslında olmak istediğin ya da göstermek istediğin bu değildir. Ama dedik ya kimse anlamaz. Yine yıkılırsın.
Eğer erkeksen sorun yoktur çevrendekiler için. Ya erkek adama bişi olmaz derler. Bilmezler ki içinde kopan fırtınaları, aldığın yaraları. Ayakta durmak zorundasındır. Güçlü kalmak.
Ya bir bayansan. O zaman değişen ne olur. Çok basit. Gözyaşların sahte olur, ayakta durmaya çalıştığını belki de çok farklı yönlerle göstermek zorunda kalırsın. Yoksa çevrendeki insanların seni kötü gözle görmelerinden çekinirsin. O zaman güçlü olamayacağını düşünürsün. Ayağın takılır her defasında tökezlersin. Hâlbuki böyle olmak zorunda mıdır? Hiçbir çıkar yolu yok mudur duygularını doğru düzgün anlatmanın. Vardır mutlaka ama bilmezsin.
Adam gibi adam, kadın gibi kadın olamaz mısın? Anlatamaz mısın kendini?
Ağlayan bir bebeğin gülüşündedir sevda. Kimse bilmez. Annenin sana sarılışındadır şefkat, her defasında affetmesindedir. Babanın sahiplenmesidir erkek… Ama sahiplenen nerde?
Yüreğin bir enkaz yığınıdır artık. Dönüşü olmayan yoldur gittiğin. Kaybedecek neyin kalmıştır ki… Hiçbir şey. Yada sen öyle düşünürsün. Seni hep o yöne sürüklemişlerdir. Depremler olmuştur beyninde, gözyaşların içine akmıştır. Yüzün gülerken için kan ağlamıştır.
Palyaço hikâyesi gibi. İçin ağlarken yüzüne bir maske yapıp insanları güldürmek zorundasın. Anlamazlar. Anlayanlarda çok fazla yanında durmazlar.
Sevgiyi tatmadan sevgi üzerine konuşanlar, sevgiden aciz insanlardır. Sevgi tatmış olupta acı çeken ve de uslanmayan insanlar acıya doymamışlardır. İlle de sevgi diyenler ve de her defasında yanılanlar, ona rağmen vazgeçemeyenler ise işte onlar enkaz yığınlarıdır.
Gerçekten sevdiğine inandığın biri varsa bırakma diyorlar. Nereye bırakmıyorsun. Sen istemesen de o seni bir gün mutlaka bırakıyor.
Sevmesen o zamanda bir süreden sonra yalnızlık canına tak ediyor.
Bu durumda en güzel söz: “iki ucu boklu değnek”
Yani her halükarda yıkılıyorsun arkadaş. “Sensiz hiç olunmuyor seninle de yaşanmıyor.” Nerde el ele bir çift görsem dolar gözlerim ağlamaklı olurum. Kimse bilmez içimdeki fırtınayı ve de kimse bilmez yaşadıklarımı… Geceleri yastığa dökülen gözyaşlarımın gündüzleri kahkahaya dönüştüğünü anlamaz kimse.
Ama bütün bunlara rağmen bir yerlerde birileri aynı hayatı yaşıyor paylaşıyor benimle.
Bilmediğim yerdeki bilinmeyene…
Sevgilerle…
Bu sabah erken kalkmayacağım.
İşte bunu söyleyerek girdim yatağıma.
Kocaman bir yatağım var. Hep yalnız hissederdim girdiğimde. Bomboş.. .
Artık öylesine dolu ki, diğer yastığıma sarılarak uyuyorum. Adını sen koydum.
Kenetlenmiş halde uyanıyorum. Bir daha bırakmayacam dermiş gibi. Hırsla.. .
Nevresim takımlarım aynı sen. Pamuklu saten diyorlar.
Satenini at, pamuk gibisin. Öyle kendimi kandırıyorum işte, güyaa karnında uyuyorum.
Böyle fosforlu. Işıkları bir kapatıyorsun. Yıldızlara sarılarak uyuyorsun sanki. Öyle kendimi kandırıyorum işte. Yıldızlarını at, yıldızlarım sende. Gözlerim kapalı ama, gözlerini görüyorum.
Tutmuyorlar yerini.. . Hangi pamuk böyle güzel kokuyor? Hangi yıldızlar böylesine parlak ?
Güne güzel başladım. Yüzüm gülüyor.Kıvır kıvır süpürge teli gibi saçım var. Dokunduğunda pamuk gibi oluyorlar.Hiç olmadığı kadar şekilli görmek istiyorum onları.
Yüzümü bir defa değil iki defa yıkıyorum. Traş olmadan, traş losyonu sürüyorum.
Bir iki defa uyandığımda kahvemi içmedim evden çıkarken. Onun acısını bile istemiyorum.
Buna rağmen bir gör yüzümü, küçük muzip çocuklar gibiyim. O tebessümü sanki çiviyle takır takır geçirdiler,oydular suratıma.
Her zamankinden şık olmak istiyorum, her zamankinden aşık uyanıyorum.
İçim içime sığmıyor. Vuracam kendimi pencereye. Bağıracam aşığım ulan diye.
Aklıma geliyorsun. Heyecan basıyor. Ellerim titriyor. Vuracam arabayı en sonunda.
Okul yolundayım. Artık eğitimim daha değerli. Bir an önce mesleğimi elime almalıyım.
Doğmamış çocuklarım var. Her tarafı sana benziyor. Haliyle öylesine güzeller ki, onları bu güzellikleriyle nasıl yetiştirecem telaşındayım. Nasıl sen gibi olsunlar. Nasıl mütevazi, nasıl sevgili, nasıl bebek gibi, nasıl akıllı, nasıl efendi, hanım efendi.
O küçük kız geliyor aklıma. Ben yüz göz olamam hanım.
Git tanı bakayım şu erkek arkadaşını neyin nesiymiş diyorum.
İçimde kahkahalar patlıyor. Parlıyor. Yüzünün yıldızları gibi.
Aklımı, kalbimi aşındırdın pamuk sevgili.
Rüyalarımla, rüyalarınla, rüyalarımızla uyanayım istiyorum.
Beş dakika fazlası neye bedel değil ki söylesene.. .
Ben yarın sabah yine erken kalkmayacağım pamuk sevgili.
Gir yine benliğime, alıştırdığın tebessümünle uyanayım diye.. .
Pazar Günü, 21.10.2007, yer Bursa / Heykel ve neredeyse tüm caddeleri! Şehit edilen vatanevlatlarına, bu gün (dün) şehit edilen vatan evlarına da memleketim insanları üzülmekte,ağlamakta ve terörü lanet ile kınamaktadır.
İnsanlar şehitlerine sahip çıkmış ve bu duruma tepkilerini göstermek için, caddelere,sokaklara akın edip, ellerine aldıkları Türk Bayrakları ve araçlarına astıkları Türk Bayrarkları ile teröre lanet yağdırmışlardır.
Biz de bu konvoyu duyar duymaz hemen arkadaşımla birlikte aracımıza atladık, bayraklarımızı kuşanmış bir vaziyette tüm gece bu konvoya, bu insan deryasına eşlik ettik. Bir çok insan araçlarında Mehter Marşı çaldılar, kimileri araçlarından inip “Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez” sloganları attılar, herkes tek yürekti, dualar tekti, lanetler de…
Bizde bu anı video olarak kaydettik. Bir kez daha “Şehitlerimiz Anısına” diyerekten bunu sizlerle paylaşmak istedim.