“Yazılar” Kategorisi için Arşiv

insanlara kendimi zorla sevdiremeyeceğimi öğrendim. yapabileceğin tek sey
sevilebilecek biri olmak.
gerisi onlara kalmış…
insanları ne kadar düşünürsen düşün,
onların seni o kadar düşünmediklerini öğrendim.
güven elde edebilmek için yılların gerektiğini,
ama yok etmek için saniyelerin bile yettiğini öğrendim.

önemli olanın hayatındaki eşyaların değil,
hayattaki kişilerin olduğunu öğrendim.
insanın ancak 15 dakika çekici olabildiğini,
ondan sonra alışıldığını öğrendim.
kendimi karşılaştırmak için baskalarının en iyi yaptıklarını değil, kendi
en iyi yaptıklarımı kıstas almam gerektiğini öğrendim.
insanlar için olayların değil, onların daha önemli olduklarını öğrendim.

her ne kadar ince kesersen kes,
kestiğinin her zaman iki yüzü olacagini ögrendim.
sevdiğin kişilere sevgi dolu sözler söylemen gerektiğini,
belki bunun onu son defa görüşün olabileceğini öğrendim.
her ne kadar onu çok düşünsen de,
yine de gidebileceğini ögrendim
kahramanların, yapılması gerekenleri ne pahasına olursa olsun,
yapanlar oldugunu ögrendim.

insanların seni hep hesapsız sevdiğini, ama bunu nasıl göstereceklerini
bilemediklerini öğrendim.
sinirlendiğimde gerçekten buna değse bile asla acımasız olmamam
gerektiğini öğrendim.
gerçek dostluğun ve gerçek aşkın aramızda uzak mesafeler olsa bile
büyüdüğünü öğrendim.
birisinin seni istediğin gibi sevmemesi,
onun seni tüm benliğiyle sevmediği anlamına gelmediğini öğrendim.
bir arkadaşın ne kadar iyi olursa olsun seni üzeceğini
ve senin yine de onu affetmen gerektiğini ögrendim.

bazen baskaları tarafindan affedilmenin yetmediğini öğrendim.
kendini de affetmeyi öğrenmelisin.
kalbin ne kadar kırılmış olursa olsun,
dünyanın senin acılarından dolayı durmayacağını öğrendim.
geçmişimiz ve durumumuzun olduğumuz kişiliği etkilediğini,
ama olmamız gerekene karşı sorumlu olduğumuzu öğrendim.

iki kişinin tartışmasının, birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmediğini
öğrendim.
ve tartışmadıkları zaman da sevdikleri anlamına gelmediğini.
bazen kişiliğini eylemlerinin önüne koyman gerektiğini öğrendim.
iki kişinin tamamen aynı olan bir şeye baktıklarında bile
farklı şeyler görebildiklerini öğrendim
hayatlarında her zaman dürüst bir şekilde daha ileriye gitmek isteyen
kişilerin,
sonuçları önemsemediklerini öğrendim.
seni doğru dürüst tanımayan kişilerin,
hayatını birkaç saat içinde değiştirebileceklerini öğrendim.

verebileceğin bir şey kalmadığında bile bir arkadaşın ağladığında,
ona yardım edebilecek gücü bulabileceğini öğrendim.
yazmanın, konuşmak kadar duygusal gayret gerektirdiğini öğrendim.
en fazla önemsediğim kişilerin, benden hep uzaklastırıldıklarını öğrendim.
insanları üzmeden ve duyarlı olarak kendi fikirlerini söylemenin
çok zor olduğunu öğrendim.

sevmeyi,
ve sevilmeyi öğrendim…
öğrendim

Comments Yorum Yok »

Bilindiği üzere, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) aldığı karar ile 1 Nisan 2010 tarihinden itibaren tüm mobil operatörler kontör yerine TL’e dayalı tarifelendirme sistemine geçecek. Bazı arkadaşların bu konu da ister istemez kafaları karışmış. Geçtiğimiz günler de konu ile ilgili olarak, tüm soru işaretlerine değinen bir haber okudum Ntvmsnbc haber de. Buradan paylaşmak istedim sizlerle.

Türkiye’deki GSM operatörleri, kontörlü ön ödeme sisteminden TL ile ön ödemeye geçişe hazır. Turkcell, Avea ve Vodafone’dan yapılan açıklamalarda 1 Nisan’da başlayacak olan uygulama için gereken altyapı çalışmalarının tamamlandığı belirtildi.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) aldığı karar ile 1 Nisan 2010 tarihinden itibaren tüm mobil operatörler kontör yerine TL’ye dayalı tarifelendirme sistemine geçecek.

GSM operatörleri bu tarihten itibaren tüm tarifelerde, kampanyalarda ve reklamlarda hizmet birim ücreti olarak; ses, SMS ve tüm diğer hizmetler için kontör yerine TL ya da kuruş kullanacak.

Ön ödemeli hat kullanıcıları geçiş sonrasında eskiden kontör yükledikleri kanallardan TL kart yükleyerek kullanabilecek. Müşterilerin 1 Nisan tarihine kadar kullanılmamış kontörleri, değer kaybetmeden BTK’nın onayladığı birim fiyat üzerinden hesaplanarak TL’ye çevrilecek ve hesaplarına yüklenecek. Geçişten önce TL kart ve tarife fiyatları firmalar tarafından müşterilere duyurulacak.Müşteriler 1 Nisan’da bu geçiş için her hangi bir işlem, başvuru veya tarife değişikliği yapmak zorunda değil.

Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Lale Saral Develioğlu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, TL’ye geçişle birlikte zorunlu olacak kalan kontör bilgilendirmesi sayesinde her görüşme sonunda alınan hizmetin kullanım tutarının ve hesapta kalan TL miktarının görülebileceğini söyledi.

Kontörden TL’ye geçiş hakkında bilmeniz gerekenler: Yazının geri kalanını oku »

Comments Yorum Yok »

IQ kavramını bir çoğumuz biliyoruzdur, yada en azından duymuşuzdur. IQ kavramının haricin de bir de EQ (Emotional Quotient / Duygusal Zeka) kavramı vardır. IQ kavramına göre daha yeni bir kavramdır kendisi. Vikipedi kısaca şöyle açıklamaktadır; EQ, ” bir insanın kendisine veya başkalarına ait duyguları anlama, sezinleme, yönetme ve yönlendirme yetisi, kapasitesi ve becerisinin ölçümünü tanımlamaktadır. ”

Bu konu hakkın da temel düzey de bilgi sahibiyim ancak derinlemesine bir bilgim olmadığı için bu konuyu araştırmaya karar verdim “bilgi güçtür” diyerekten :) . EQ hakkın da Vikipedi‘nin şurada ki yazısından temel bir bilgi alabilirsiniz.

Konu ilginizi çekti ise ve EQ hakkında daha çok bilgiye ihtiyaç duyarsanız Yazının geri kalanını oku »

Comments Yorum Yok »

İçimiz kan ağlıyarak her gün gelişmeleri haberlerden, gazetelerden ve radyolardan takip ediyoruz. Dahası internet siteleri, bloglar ve bir sürü görsel yahut işitsel medyadan da dinliyor, okuyor yahut izliyoruz.  İsrail’in yıllardır Gazze halkına yaptıklarına yürek dayanmıyor. Bir çok masum sivil hayatını kaybetti, en üzücüsü de herhal de minicik bedenlerin tonlarca ağırlığında ki bombalar altında kalmalarını izlemek. Oysa onlar daha çocuk, ne anlarlar silahtan, bombadan ve savaştan. Tek istedikleri çocuk olmak, koşup gönüllerince oynamak.

Her gün gelişmeleri izliyor yahut takip ediyoruz, elimizden bir şey gelmiyor…Bırakın bizi Dünyanın elinden bir şey gelmiyor! Kimse çıkıpta dur(!) diyemiyor. Birleşmiş Milletler (BM) deseniz resmen 3 maymunu oynuyor ve “kınama” mesajlarından başka da yaptıkları bir şey yok. Zaten tüm Dünya liderleri sadece ama sadece “kınama” mesajı geçiyor İsrail’e karşı…Sanki “kınama” mesajları mermileri ve bombaları durduracakmış gibi.

Sizler de belki benim gibi bu insanlık ayıbını her gün takip ediyor ve  izliyorsunuz, yüreğiniz burkuluyor ve elinizden bir şey gelmediği için üzülüyorsunuz. Belki elimizden bir şey gelmiyor orada ki insanlar ve masumlar için ettiğimiz “dua” lardan başka.



Ancak size en azından elinizden gelebilecek bir yardım yönteminden bahsedeceğim. “Kimse Yok Mu” derneğinin başlatmış oldğu bir yardım kampanyasından. Hiç bir şey yapamıyorsanız en azından Filistin Halkına maddi destekte bulunabilirsiniz! Ne banka hesabı nede havale ile uğraşmadan sadece neredeyse hepimizin cebin de bir yada iki adet bulunan cep telefonundan! Turkcell faturalı, Avea ve Vodafone tüm hatlardan, cep telefonunuzun kısa mesaj bölümüne gelip mesaj kısmına “FILISTIN” yazıp gidecek numraya da “5777″ yazıyoruz ve gönderiyoruz, bu sayede Filistin halkına sağlık ve gıda gibi alanlarda kullanılmak üzere 5 TL bağışlamış oluyoruz. İstediğiniz sayıda mesaj gönderip daha çok miktar da yardımcı olup para bağışlayabilirsiniz. Elinizden hiç bir şey gelmiyor ve bu durum sizi üzüyor ise bu insanlık dramına karşılık, en azından “5777″ ye “FILISTIN” yazan bir kısa mesaj atarak 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.

Comments Yorum Yok »

Bu gün dünyaya gelmişim! Gelmişim diyorum çünkü hatırlamıyorum, malum insan o anı hatırlayamıyor :) size şu gün dünyaya geldiğinizi söylüyorlar sizde “Eyvallah” diyip geçiyorsunuz, hoş zaten kimliğimde de yazdığına göre doğrudur efendim.

Son günler de “Lan” kelimesini sempatiklik silsilesi içerisin de çok fazla kullandığımdan başlığı da bu doğrultu da yazmayı istedim, hatta yazdım bile :D05 Ocak 1984 tarihin de Perşembe günü dünyaya gelmişim. Muhtemelen hava soğuk ve karlıdır, hiç sormadım aileme şahsen :P .

İyi ki Doğmuşum Lan! Diyorum çünkü, harbiden de iyi ki doğmuşum! Hani malum hayat içerisin de hep bir sıkıntımız derdimiz vardır, kimi zaman çok büyüktür kimi zaman da ufak. Ama hep vardır bir derdimiz, zaten dert olmasa hayatın tadının farkına da varamazdık herhal de. Acı olmasaydı tatlının tadını bilemeyeceğimiz gibi. İşte bu hususta, bu dertler içerisin de kimi zaman söyleniriz “Bok mu var lan gelmişim dünyaya, gelmez olaydım” diye… İşte bu bağlamda diyorum ki her ne olursa olsun hayat yine de güzel ve her saniyesini yaşamaya değer. O yüzden ; İyi ki Doğmuşum Lan!

Yeni bir yıl ve yeni bir yaş. Yeni ümitler ve hayaller, istekler, yapılacaklar ve planlar. Önümde beni karşılayan zor bir yıl var biliyorum, ama ne olursa olsun üstesinden gelmeye çalışacağım.

Konuya ilişkin “pasta” fotoğrafına da bir açıklama yapayım :) . Bu fotoğrafı yazacağım bu konuya uygun bir fotoğraf bulmak için Google de aradım ve karşıma bir sürü alternatif çıktı, ancak en ilgimi çeken ve şuan itibari ile sempatik gelen kendisi olduğu için yarışmayı kazandı :P … Yoksa bu pasta bana ait değil, hoş kimse de pasta almadı ya neyse :D ! Öyle yani, farklı bir hikayesi yok boşuna beklemeyin :mrgreen: .

Neyse günün anlam ve önem konuşması bu kadardı. Sms‘le, telefonla, facebook‘la ve yüz yüze Doğum Günümü kutlayan , dost ve akraba kitleme de burdan bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum :) . Haa Bonus ve Turkcell gibi camialar da otomatik mesajlarla kutladılar saolsunlar, ancak hain World kart kutlamadı alacağı olsun hainler :mrgreen: , içerledim bak şimdi o mor bücür yaratıklara, sevimsiz şeyler sizi! :D .

Comments 1 Yorum »

Malumunuz dünya ile birlikte ülkemiz de ekonomik kriz ile mücadele ediyor. Bir çok firma, kuruluş ve insan ya iflas edip battı ya işsiz kaldı. Ülkemizin yaklaşık olarak tüm sektörlerin de kriz son sürat hissedilir durum da. Krizin bizi “teğet” geçtiği söylensede(!), bir çok insan malesef işsiz kaldı ve iş yerleri kapandı, ümit ediyorum ki İnşallah en kısa süre de bu ekonomik kriz geçer de rahat bir nefes alırız.

Krizin boyutlarına baktığımız da, bugün gördüğüm bir haber üzerine televizyon ve oyuncu camiasının da ekonomik krizden payına düşeni aldığını görüyoruz. Atv nin sevilen dizisi Avrupa Yakası‘nın, Kubilay Peynircioğlu isimli zengin bir karakterini canlandıran Vural Çelik‘in, Gülse Birsel ile ters düştükten sonra diziden ayrılınca, kendine krizden dolayı yeni bir iş bulamamış. Yaptığı röportaj da, şu işsiz günlerin de Taksim’de bir cafe de günlerini geçirdiğini belirten oyuncu İşsiz kaldıktan sonra cüzdanıma 20 YTL’den başka banknot girmedi. Şuan cüzdanım da 1 adet 20 YTL’lik banknot, 2′şer adet de 5′er YTL’lik banknot var sadece 30 YTL’m var diyerek girdiği zor durumu gözler önüne serdi. Vural Çelik İş bulamazsam kara lastik giyip Taksim de simit satarım diyerek de işin vahametini belirtti. Bu işsiz günlerin de bir tek, dolaylı bir yoldan arkdaşı vasıtası ile Kurtlar Vadisi dizisinden teklif gelmiş. “Bana arkadaşım, Polat Alemdar‘ı vuran adamı oynarmısın dedi. Nasıl oynarım sokakta beni linç ederler diye korktum ve kabul etmedim” dedi.

Üretim, sanayi, hizmet sektörü, bilişim vs. bir kenara artık oyuncularımız ve televizyonlarımız bile zor durum da. Krizin ne denli etkili yahut “teğet” geçtiğini varın siz hesaplayın.

Comments Yorum Yok »

Ünlü şarkıcı Michael Jackson Müslüman oldu…50 yaşında ki şarkıcı The Sun ve burada ki habere göre

Michael Jackson

Michael Jackson

artık Müslüman olup adını da 4 büyük Melek ten biri olan Mikail (İng: Mikaeel) olarak değiştirmiş. Habere göre Michael Jackson’ın Thriller adlı albümünün düzenlemelerini de yapan müzisyen arkadaşı Steve Porcaro‘nun Los Angeles‘daki evinde, İslami giysiler içerisin de bir imam karşısın da Kelime-i Şahadet getirerek Müslüman olduğu belirtildi.

Geçtiğimiz yıl, Michael Jackson’un erkek kardeşi Jermaine Friday, kendisinin de İslamiyet’e döndüğü 1989 yılından itibaren Michael Jackson’ın da İslamiyet’le ilgilendiğini söylemişti.

Comments 19 Yorum »

Futbol

Futbol

Düşünür dururdum, neden bu kadar futbola düşkünüz, bu kadar fanatik ve

Tepük

Tepük

gönülden bağlı. Hemde yediden yetmişimize. Öyle zamanlar oluyor ki futbol la yatıp futbol la kalkıyoruz. Futbolu sanılanın aksine İngilizlerin değil, Çinlilerin icat ettiğini biliyoruz. Bunu da 2004 yılı Fifa Başkanı Sepp Blatter‘dan duymuştuk. Kendisine “Futbolu Kim İcat Etti?” sorusu sorulmuş ve cevabı da “Çinlilerin binlerce yıl önce deri toplarla futbolu ilk oynayan ulus” olmuştu. Ama bu gün gördüğüm bir habere göre de biz Türkler de bin yıldır top peşin de koşturuyormuşuz. Kaşgarlı Mahmud’un yazdığı Divanü Lügati’t-Türk‘e göre yaklaşık bin yıl önce “Tepük” adı verilen futbolun eski bir biçimini oynuyormuşuz.

Haberin orijinali:

Türk hukuk düzeninden devlet yönetimine kadar yüzlerce konuda bilgi içeren ve ilk Türk ansiklopedisi sayılan Kaşgarlı Mahmud’un yazdığı Divanü Lügati’t-Türk’e göre, Türkler yaklaşık bin yıl önce “Tepük” adı verilen futbolun eski bir biçimini oynuyordu.

Kaşgarlı Mahmud’a göre, kurşun eritilerek “ağırşak” (tekerleğe benzer yassı nesne) biçiminde dökülmesinden sonra üzerine keçi kılı veya benzeri yumuşak bir şeyle sarılarak oluşturulan yuvarlak nesne ile erkek çocukları ayaklarıyla vurarak oyun oynuyordu. Tepmek, “tekmeleyerek vurmak” anlamındaki fiilden gelen “tepük” oyunu, futbolun eski bir biçimi sayılıyor.

Hürriyet

Bu bilgiler doğrultusun da futbol aşkımızın ve fanatikliğimizin temeli anlaşılmış oluyor. Meğerse genlerimiz de mevcutmuş bu aşk, bin yıl öncesine dayanan bir aşk…

Comments Yorum Yok »

hayat

Uğraşmaz oldu hayat

Yaşam için ise sadece tek sebep var

Güzelliğin ve mükemmeliğin

Umurumda olmasan bile böyle işte hayat acı koyar insana…

Comments Yorum Yok »

yaşayacaksın

   İlkelerin olacak.

  Seni satın alamayacaklar.

  Aptalların uydurduğu

  ata sözlerine inanmayacaksın.”

                          

Alıntı

Comments Yorum Yok »

who's online

Clicky

XML-Sitemap

server monitor