“Şiir” Kategorisi için Arşiv

Ertelediğim hayatlar geliyor aklıma
Bir zamanlar unutmaya çalıştıkları mı hatırlamak için zorluyorum kendimi…

İnsan hiç kendini unutabilir mi?

Unutmak neydi?
Mümkün müydü?

Şimdi ait olmadığın bir şehirde ait olmadığım bir biçimde yaşıyorum işte…
Uzağıma düzen insanlar geliyor aklıma,
Şimdi nerdeler?
Yine aynılar mı?
Gitsem yetişebilir miyim..?
Her adımda ilerlediğimi düşünürken ne çok geri kalmışım hayattan..
Ne çok yalnız kalmışım ben!
Nerde başlamıştı bu yalnızlık?
Biter miydi?

Biz küçük mekanımızda büyük şeyler paylaşıyorduk,hayat oluyorduk…
Patika yollardan varıyorduk hayata…
Mutluyduk…
Adımız huzur olurdu.

Biz sebepsiz ağlar sebepsiz gülüyorduk,nedeni sorulmazdı…
Tebessümün ışığında göz yaşlarımızın iziyle tanıyorduk birbirimizi…
Mutluyduk…
Adımız yaşamak oluyordu.

Biz hiç aynı yolda ayrı düşmedik,ayrı yollarda bile kaybolmuyorduk…
İz oluyorduk biz bize…
Mutluyduk…
Adımız hayat oluyordu.

Şimdi…
Biz nerdeyiz?
Huzur nerde?
Yaşamak ne?
Hayat ne?

Adımıza ayrılık koydular,ayrı mı düşmeli insan düşlerinde, hayat bu kadar mıydı?
Nerde kaybetmiştik birbirimizi!!!
Patika yollarımı kapatmış betonlar herkes geçsin diye yıkmışlar dağlarımızı…
Hani herkes nerde?
Soğuk duvarlar mı hayat,sonu olmayan yollar mı yaşam?
Bizi bulamadım yerde kaybettim kendimi
Film bitmedi henüz… başroller yok sadece… figüranlar oynamaya devam ediyor.

                                                                          İçerlerden Bİr Yerlerden Alıntı

Comments 3 Yorum »

Bu Bana Son Gidişim…

Comments Yorum Yok »

Kan yasası bu insanın:
Üzümden şarap yapacaksın
Çakmak taşından ateş
Ve öpücüklerden insan!

Can yasası bu insanın:
Savaşlara yoksulluklara
Ve binbir belaya karşın
İlle de yaşayacaksın!

Us yasası bu insanın:
Suyu şavka döndürüp
Düşü gerçeğe çevirip
Düşmanı dost kılacaksın!

Anayasası bu insanın
Emekleyen çocuktan
Uzayda koşana dek
Yürürlükte her zaman

Can Yücel

Comments 1 Yorum »

Sevebilir misin beni, ey hece kitabı,
ve öpebilir misin beni, ey zamir?

Bir gömüt müdür bir sözlük
ya da kapalı bir bal kovanı mı?

Hangi pencerede kalakaldım
izlerken gömülen zamanı?

Yoksa uzakta gördüklerim
henüz yaşamadıklarım mıdır?

Pablo Neruda

Comments Yorum Yok »

Haykirislarima Gel

 

Sesimin yankıları caddelere uzanıyor,
Bir ucu diğer ucuna kadar uzanan duygularımı sokak ortasında vurdular.
Bir araba altında kaldı hayallerim.

Yaşama sevincim saçlarımı okşuyor,
Sesi titrek bir çocuğun ilk çığlığıyım ben.

Şimdi sabahlarım bir ölü.
Bulutlar değiyor gözlerime.
Sağanak yağıyorum bu gece.
Hıçkırıklarım vücudumu sarsıyor.

Haykirisima Gel

 Haykirislarima Gel

Haykirislarima Gel

 

Çığ düşür sesime.
Hangi yıldızsan kay içime.
Yüreğin yüreğime çarpsın,
Gözlerim karanlığa değil sana karışsın.
Yalnızlık vurmasın.
 

Anlayacağın sessizliğe alışamam.

Ölüm kokar tenim,
Nefessiz kalırım.
Kalbimde dağılır acılar.
Ölümlerden ölümler beğenirim.
Tut sesimi !Yoksa bu çığlıklar bu şehri yerle bir edecek.

Comments Yorum Yok »

‘’Kimi zaman
beyaz bir bulutun ardında,
kimi zaman beyaz bir güvercin kanadında,
kimi zaman da bembeyaz bir kağıtta saklarız
bize has
bize özel düşüncelerimizi.

oysa ben gizliliğe gizledim bu özel düşüncelerimi.

dünyaya, insanlığa ve kendime bakışımı yenilememde yol gösteren bir melekti bu özel düşüncenin sahibi.

yıllar geçtikçe hafızamdaki yerini alan türlü güzellikler canlandırdı hayalimdeki meleği.
düşünüyorum düşler sokağında hayata en son sımsıkı sarıldığım zamanı anımsamaya
çalışıyorum.
sanki benimle beraber doğmuş,
sanki benimle beraber yaşamış,
bana arkadaş,
bana dost  olmuş meleği düşünüyorum.
gizliliğe gizledim meleği…
  
aynı yağmur altında farklı yerlerde ıslandık
aynı soğuk gecelerde üşüyüp farklı şeylere sarıldık.
onsuz geçen düşlerimde
hep korktum, hep gizlendim yatağımın bir köşesine.
ve artık anlıyorum ki
meleğimle hiç karşılaşmadım gerçek yaşamda.

bir zamanlar geçtiğim düşler sokağında
artık büyük çınar ağaçları yükselmiş göğe doğru
hem güzellik katmışlar düş sokağıma
hem de mahrum bırakmışlar kara toprağı
günden ve güneşten…

vakit ilerlemiş; ama hala gizemini korumuş orada yaşananlar.
rengarenk çiçekler, eşsiz güzellikleriyle gökyüzünü süsleyen kuşlar,
kelebekler, o masmavi bulutlar
daima varolmuş o melekler diyarında.

dünyaya ilk adımlarını atan bebekler gülmeye
sokaktaki aç insanlar doymaya, düşmanlar barışmaya
niyetli değiller ama ben nefes aldığım sürece devam edeceğim o meleği aramaya…

belki de zamanın benden alamadığı, aksine kazandırdığı güzellik bu olsa gerek.

‘insanlar uzaklarda gördüğü bir gülü elde edebilmek uğruna
hemen yanıbaşında duran kırçiçeklerini ayakları altına
almaktan çekinmiyorlar…’

düşünen doğru düşünmüş zamanında. doğrudur.hemde çok doğru.

bazen bir hayal uğruna yanı başımızda olan güzellikleri görmezlikten geliyoruz bizler.
yaklaşık sekiz saat önce gördüğüm bir güzel hanımefendi bilgisayarımdaki arıza gibi beynimde de bir şeylerin arızalı olduğunu anımsattı bana.

belki bir delinin hatıra defteri gibi kullandığım bu disketi aylar önce yazdığım ve elimde sadece birkaç tane kalan şiirimle (en sevdiğim şiir- utanıyorum) süslesem de bir anlamı yok sanırım.
gözlerdeki anlam ve sadelik, karadeniz havasını tenefüs etmiş bir insanla birleşince böyle eşşiz bir güzelliğin ortaya çıkması şaşırtıcı olmasa gerek.

kızgın, sinirli, korkmuş, üzgün olduğum saatler içinde bana gülmem gerektiğini anımsatan hanımefendiyi bir daha görememek zor olacak benim için.
hem de çok zor.
cesaretsizlik en büyük sorunlardan birisidir insan için.
sanıyorum ki bu sorun kemirecek içimi.
oysa bir ağaç tohumunun toprağı yarıp yeşermeye başlaması için bile cesaret gerekir.
kırılması için ufak bir rüzgar, ezilmesi için bir sıçan darbesi yeterlidir.
ama yine de yeşeriyor.
inatla ayakta duruyor ve yeni yeni tohumlar serpmek için büyüyor.
derken bir orman oluveriyor.
yaradılış kanunu bu.

gökyüzünde toplanmaya başlayan bulutlara baktıktan sonra, yağmurlu bir güz soğuğunun gelmekte olduğunu tahmin edip odun kırmaya başlamak gibi bir şey olsa gerek; güzel bir insanı daha fazla sinirlendirmeden son satırları yazma vakti çoktan geçti sanırım…
bademlerin çiçek açtığı bir bahar sabahı bayramı karşılamak huzurla dolduruyor kalpleri,
güldürüyor somurtmaya mahkum edilmiş güzel yüzleri… dualarım sokakta yatan aç insanlara, dualarım sütüne su katılan bebelere, dualarım bayramda tebrikleşecek kimsesi olmayanlara..

sen de dua et olur mu güzel melek.
bilirim melekler isterlerse düzelir tüm olumsuzluklar.
umut oldukça daima bir şans vardır insanlar için.

teşekkürler güzel melek
farkında olmadan vesile olduğun güzellikler için…’’

ALINTI

Comments Yorum Yok »

Hasretim değilmiş gibi ona,
öldürmemek defalarca kendimi,
nesi kolaydı ölümlü gözlerle bakmak hayata,
kime sandınki diyetimi ?
Anlamadın ama, kızmadım,
bende kalmamacasıya benden,
sen yaşasın sebebini içimdeki.

Anlamadın ama, kızmadım..

Bir posta kutusu yapıp kendime,
oraya attıysam mektuplarımı yaşamanın intihar olduğu,
son mektubumun sonuna iliştirmemdendir,
biraz utangaç, daha çok korku dolu,
seni hala seviyorum’u. 

 

 

La passion de Paris.

Comments Yorum Yok »

Bir saklambaç oyunu sevda…

Ne yana baksam bulamadığım..

Belki de hiç rastlamadığım..

Her buldum deyişimde yanıldığımı anladığım…

Pes etmenin yenilmişliğini kabul edemeyişlerim..

Çekip gitmeyi bir türlü öğrenemeyişim…

Belki de saklanan benim…

Zaman geçiyor sevda…

Artık elma da desen armutta desen…

Sen gerçekten gelene kadar  gizleneceğim…

Comments 2 Yorum »

Ben Sana Yanarken
Gözlerine bakarken umurumda değil mevsimler
Gülüşün hep deniz kenarı bana
Sen bir adım attığında göreceksin
Elinde balonlarla bekleyen o adam benim
Aldığım en derin nefessin sen
Dudaklarının dudaklarımdaki işgali hala yüreğimde
Nefes alıyorum ama hala bulamadım seni

‘ben sana yanarken şimdi…sen kim bilir nerede
üşüyorsun’

 Ceyhun Yılmaz

Comments 1 Yorum »

Apansız  uyanırsan  gecenin   bir   yerinde,

Gözlerin   uzun   uzun  karanlığa   dalarda,

Bir   sıcaklık   duyarsan   üşüyen   ellerinde,

Bilki   seni   düşünüyorum…….

Bir   vapur   yanaşırda   rıhtımına  bin,  açıl.

Örtün   karanlıkları,  masmavi    denizinde

Ve   dinle  kalbini,  bak   nasıl   çarpıyor   nasıl?

O   bütün   özlemlerin   koyulaştığı   yerde.

Bilki   seni   bekliyorum……

Bir   sabah   gün   doğarken,  aç  perdelerini  bak

Sevinçle   balkona   konuyorsa   martılar.

Kendini   tadılmamış   derin   bir   hazza   bırak

Dökülsün   dudağından  o  güzel   şarkılar.

Bilki  seni   arıyorum……

Gecelerden   bir  gece   uyanırsan   apansızın

Uzaklarda   elimli   garip  bir  kuş  öterse,

Bir  ceylan   ağlıyorsa  yapayalnız.

Ve  bir   gün   kabrimde  bir   sarı   çiçek  biterse

Bilki  Seni   Seviyorum….

Seni   Çok   Seviyorum.

                                              Ahmet  Selçuk

                                                                   İlkan

Comments 2 Yorum »

who's online

Clicky

XML-Sitemap

server monitor