<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BlogCini.net &#187; Hikaye</title>
	<atom:link href="http://www.blogcini.net/kategori/hikaye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.blogcini.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Feb 2012 09:18:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Riski Göze Alabilen Kişi Hürdür</title>
		<link>http://www.blogcini.net/riski-goze-alabilen-kisi-hurdur/</link>
		<comments>http://www.blogcini.net/riski-goze-alabilen-kisi-hurdur/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 15:24:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DarK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal zeka]]></category>
		<category><![CDATA[hürdür]]></category>
		<category><![CDATA[kendini kaptırma]]></category>
		<category><![CDATA[kendini ortaya koyma]]></category>
		<category><![CDATA[leo f.buscaglia]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[saf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blogcini.net/?p=785</guid>
		<description><![CDATA[Posta kutuma gelmiş. Çok ama çok beğendim, gerçeklik payı hayli yüksek olan müthiş bir yazı bence. Gülmek; &#8220;SAF&#8221; denme riskini göze almaktır. Ağlamak ise; &#8220;DUYGUSAL&#8221; görünme riskini&#8230; Birine yakınlaşmak; &#8220;KENDİNİ KAPTIRMA&#8221; riskini, Duygularını açmak; &#8220;KENDİNİ ORTAYA KOYMA&#8221; riskini, Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise; &#8220;ONLARI BAŞKASINA KAPTIRMA&#8221; riskini göze almaktır. Sevmek; &#8220;KARŞILIK GÖREMEME&#8221; riskini&#8230; Yaşamak ise&#8230;; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="Riski göze alabilen kişi hürdür" src="http://i543.photobucket.com/albums/gg456/blogcini/risk.jpg" alt="" width="300" height="300" /></p>
<p>Posta kutuma gelmiş. Çok ama çok beğendim, gerçeklik payı hayli yüksek olan müthiş bir yazı bence.</p>
<blockquote><p>Gülmek; &#8220;<strong>SAF</strong>&#8221; denme riskini göze almaktır.<br />
Ağlamak ise; &#8220;<strong>DUYGUSAL</strong>&#8221; görünme riskini&#8230;<br />
Birine yakınlaşmak; &#8220;<strong>KENDİNİ KAPTIRMA</strong>&#8221; riskini,<br />
Duygularını açmak; &#8220;<strong>KENDİNİ ORTAYA KOYMA</strong>&#8221; riskini,<br />
Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;<br />
&#8220;<strong>ONLARI BAŞKASINA KAPTIRMA</strong>&#8221; riskini göze almaktır.<br />
Sevmek; &#8220;<strong>KARŞILIK GÖREMEME</strong>&#8221; riskini&#8230;<br />
Yaşamak ise&#8230;; &#8220;<strong>ÖLME</strong>&#8221; riskini göze almaktır.<br />
Umutlanmak; &#8220;<strong>HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA</strong>&#8221; riskini<br />
Çabalamak ise; &#8220;<strong>BAŞARISIZ OLMA</strong>&#8221; riskini göze almaktır&#8230;</p>
<p>Ama riskler yaşanmalıdır, çünkü; hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır. Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez. Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken, bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder.<strong> Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.</strong></p>
<p><strong>Leo F.Buscaglia</strong></p></blockquote>
<div id="crp_related"><h2>Bunlarda İlginizi Çekebilir! :</h2><ul><li><a href="http://www.blogcini.net/12-eylul-1980-darbesi-ve-rakamlar/" rel="bookmark" class="crp_title">12 Eylül 1980 Darbesi ve Rakamlar</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/cem-yilmaz-yahsi-bati-filmi/" rel="bookmark" class="crp_title">Cem Yılmaz Yahşi Batı Filmi</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/aciyi-da-yasamayi-bilirim-ben/" rel="bookmark" class="crp_title">Acıyı da Yaşamayı Bilirim Ben&#8230;</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/modifiyeli-bisikletler/" rel="bookmark" class="crp_title">Modifiyeli Bisikletler</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/citroen-gt-gtbycitroen/" rel="bookmark" class="crp_title">Citroen GT (GtbyCitroen)</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blogcini.net/riski-goze-alabilen-kisi-hurdur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çiçekle Suyun Hikayesi</title>
		<link>http://www.blogcini.net/cicekle-suyun-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.blogcini.net/cicekle-suyun-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2008 14:47:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zencefil</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blogcini.net/?p=613</guid>
		<description><![CDATA[ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için. Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su&#8217;ya aşık olmuştur. İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ<br />
Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.<br />
İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder<br />
birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.<br />
Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan<br />
içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su&#8217;ya aşık olmuştur.<br />
İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar,<br />
&#8216;Sırf senin hatırın için ey su&#8217; diye&#8230;<br />
Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı<br />
birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki,<br />
çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.<br />
Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba<br />
&#8216;Su beni seviyor mu?&#8217; diye düşünmeye başlar.<br />
Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle&#8230; Halbuki çiçek,<br />
alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.<br />
Çiçek, suya &#8216;Seni seviyorum der. Su, &#8216;Ben de seni<br />
seviyorum&#8217; der. Aradan zaman geçer ve çiçek<br />
yine &#8216;Seni seviyorum&#8217; der. Su, yine &#8216;Ben de&#8217; der.<br />
Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler&#8230;<br />
Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz<br />
etrafa ve son kez suya &#8216;Seni seviyorum.&#8217; der.<br />
Su da ona &#8216;Söyledim ya ben de seni seviyorum.&#8217; der<br />
ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek<br />
artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin.<br />
Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler<br />
çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine&#8230;<br />
Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla<br />
başını döndürerek çiçek, suya der ki; &#8216;Seni ben,<br />
gerçekten seviyorum.&#8217; Çok hüzünlenir su bu durum<br />
karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır<br />
nedir sorun diye&#8230;Doktor gelir ve muayene eder<br />
çiçeği. Sonra şöyle der doktor: &#8216;Hastanın durumu<br />
ümitsiz artık elimizden birşey gelmez.&#8217;<br />
Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık<br />
nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir<br />
bakar suya ve der ki: &#8216;Çiçeğin bir hastalığı yok dostum&#8230;<br />
Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için&#8217; der.<br />
Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece<br />
&#8216;Seni seviyorum&#8217; demek yetmemektedir&#8230;</p>
<div id="crp_related"><h2>Bunlarda İlginizi Çekebilir! :</h2><ul><li><a href="http://www.blogcini.net/kardelen-ve-hercai/" rel="bookmark" class="crp_title">Kardelen ve Hercai</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/yagmur-yureklim/" rel="bookmark" class="crp_title">Yağmur Yüreklim&#8230;</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/seni-seviyorum/" rel="bookmark" class="crp_title">Seni Seviyorum&#8230;</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/gul-lazim-mi-abi/" rel="bookmark" class="crp_title">Gül Lazım Mı Abi?</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/sahte-dostlar/" rel="bookmark" class="crp_title">Sahte Dostlar</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blogcini.net/cicekle-suyun-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutluluk..</title>
		<link>http://www.blogcini.net/mutluluk-3/</link>
		<comments>http://www.blogcini.net/mutluluk-3/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2008 22:02:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zencefil</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blogcini.net/?p=600</guid>
		<description><![CDATA[               Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun&#8230;               Siz dışını boşverin,içine bakın&#8230; Bunlarda İlginizi Çekebilir! :MutlulukParayla Mutluluk OlmazmışDönmeni Beklerdimİlişme Yalnızlığma!!!Mutluluk&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://xxzencefilxx.googlepages.com/ezo23.jpg" alt="mutluluk" width="640" height="487" /></p>
<p>               Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun&#8230;</p>
<p>              Siz dışını boşverin,içine bakın&#8230;</p>
<div id="crp_related"><h2>Bunlarda İlginizi Çekebilir! :</h2><ul><li><a href="http://www.blogcini.net/mutluluk-2/" rel="bookmark" class="crp_title">Mutluluk</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/parayla-mutluluk-olmazmis/" rel="bookmark" class="crp_title">Parayla Mutluluk Olmazmış</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/donmeni-beklerdim/" rel="bookmark" class="crp_title">Dönmeni Beklerdim</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/ilisme-yalnizligma/" rel="bookmark" class="crp_title">İlişme Yalnızlığma!!!</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/mutluluk/" rel="bookmark" class="crp_title">Mutluluk&#8230;</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blogcini.net/mutluluk-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Buhur Dağı ve Kınalı Ceylan</title>
		<link>http://www.blogcini.net/buhur-dagi-ve-kinali-ceylan/</link>
		<comments>http://www.blogcini.net/buhur-dagi-ve-kinali-ceylan/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 May 2008 08:15:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>niya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blogcini.net/?p=561</guid>
		<description><![CDATA[Bir varmış, bir yokmuş…Bir vakitler, herkeslerin türlü savaşlardan sonra terk ettiği bir viran şehrin yanında, bir dağ varmış…Bahar geldiğinde,eteklerine dağılmış binlerce kocayemiş,ıhlamur,amber ve mersin ağaçlarından yayılan baş döndürücü koku, tüm şehri tütsülermiş…Bu yüzden halk,Buhur dağı ismini vermiş ona eskiden…   Dağ onca ağacına,çiçeğine,suyuna,taşına rağmen çok yalnızmış…Gün geceye durduğunda,gökyüzüne bakar, gördüğü her yıldıza bir türkü söylermiş…Efkarından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">Bir varmış, bir yokmuş…Bir vakitler, herkeslerin türlü savaşlardan sonra terk ettiği bir viran şehrin yanında, bir dağ varmış…Bahar geldiğinde,eteklerine dağılmış binlerce kocayemiş,ıhlamur,amber ve mersin ağaçlarından yayılan baş döndürücü koku, tüm şehri tütsülermiş…Bu yüzden halk,Buhur dağı ismini vermiş ona eskiden…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">Dağ onca ağacına,çiçeğine,suyuna,taşına rağmen çok yalnızmış…Gün geceye durduğunda,gökyüzüne bakar, gördüğü her yıldıza bir türkü söylermiş…Efkarından pınarları ağlar,toprağı sızım sızım sızlarmış…İstermiş ki rüyaları gerçek olsun,gönlüne göre bir yareni olsun,koynunda uyuyup koynunda uyansın, dağ daha bir dağ olsun, sevda daha bir sevda olsun.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">Yine öyle gecelerden bir gece, kaldırmış başını göğe, haykırıyormuş türküsünü ki; birden, bir hışırtı duymuş…Bakmış ki güzeller güzeli kınalı bir ceylan durur karşısında…Durur da öylece sürer nazlı gözlerini ona doğru…Buhur Dağı’nın kalbine kor ateşler düşmüş,heyecanla sarsılmış gövdesi…Dile gelmiş de seslenmiş bir bakışta vurulduğu Kınalı Ceylan’a…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">‘’İşte nicedir beklediğim, nicedir düşlediğim yarim geldi, umudum, ışığım , sevincim geldi , hoş geldi…Yaklaş maralım, daha da yaklaş ki yakından göreyim güzelliğini.’’ </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">Ceylan ürkek, ceylan telaşlı, ardına bile bakmadan, seke seke gözden kaybolmuş sessizce…Sinmiş uzaktaki bir ağacın gölgesine, derdini dillendirmiş kendince:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">‘’Sesini duydum uzak diyarlardan , yaktığın türkülerde anlattığın bendim koca dağ,Buhur Dağı!&#8230;Sesine sevdalandım da sevdim seni.Ne var ki ben bir yaralı ceylan,sana ne hayrım olur ki ,sana verecek neyim var ki.Geldim,gördüm,bildim seni…Fakat benim daha gidecek yolum ,çekecek çilem var.’’</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">Rüzgarlar Kınalı Ceylan’ın sedasını taşıdığında Buhur Dağı’na, kara bulutlar çökmüş zirvesine…Dağ öfkeli,dağ kırgın,adeta kükrer gibi söylemiş meramını:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">‘’Duydum seni kınalım ,duydum da duymasına ,hem kendini gösterir hem de neden kaçarsın? Her gece seni söyledim ezgilerimde,seni yazdım gökyüzüne.Uçan kuşun kanadında ,çağlayan nehirlerin nefesinde ,tan yerinde şavkıyan seherlerde ,yağmurların buğusunda aradım izini. Önce bana görün,sonra bırak git diye mi?Hemen şimdi dönesin bana geri, ya da ilelebet kanasın yaran; öyle ki kımıldayamayasın çöküp kaldığın yerden!’’</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">Ceylanın küçücük yüreği burkulmuş acıyla…Korka korka dağın hışmından , seslenmiş ona titreyen sesiyle: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">‘’Nedir bu hiddetin , feryadın? Nedir bu halden sual etmez gazabın?&#8230;’Zaman’ dedikleri bir ilaç varmış , ben daha yollara düşüp onu bulacağım,yaramı onunla sarıp bekleyeceğim iyileşmeyi…Sende kalırsam şu halimle; sana acıdan ,tasadan başka bir şey veremem.Sen bir yüce dağsın ,sabır taşlarıyla döşeli bayırların…Beni sen de anlamazsan kimler anlasın?’’</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">Dağ küsmüş, ceylan boynu bükük; vurmuş kendini yollara…Bağrında Buhur Dağı’nın hasreti, vuslata ömrü yetsin diye dualar ederek Yaradan’ına, gözden kaybolup, gitmiş uzaklara…Buhur Dağı fısıldamış ardından:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">‘’Bekleyeceğim seni maralım, taşım üstünde taş kalmayıncaya, toprağımda tek bir ot bitmeyinceye değin…’’</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">Ay güneşi, güneş ayı kovalamış durmuş, mevsimler mevsimlere, yıllar yıllara kavuşmuş…Diyar diyar gezmiş ceylan, deva bildiği mahir zaman iyileştirirken yarasını, Buhur Dağı’nın içli sesi, gönlünün mabedinden bir an olsun silinmemiş…Kızıl kınalı başını semaya kaldırıp da sevdasının ve sevdalısının sırrına erdiği yalnız gecelerinde, yarinin kendisine adadığı türkülerinin giziymiş…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">(Masalcı tam da öyle bir anda, sesini verivermiş masala…) <span style="yes;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><strong><em><span style="Arial;"> </span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><strong><em><span style="Arial;">‘’Gecedir; ayrı düşmüş sevgililerin elzemi hasretleri göğsünde emziren…Gecedir; tek yürekte iki taşkın nehir gibi çoşan, ikiyi bir kılan, biri ikiye bölen sevdaların beşiği…Ömür denilen ise ahu gözlü ceylanın kirpiğinde kanat çırpması kadar bir kelebeğin…Ceylan fani, dağ fani…Geldi vakti saati…Düştü ceylan sevdasının, sevdalısının yollarına…’’ </span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><strong><em><span style="Arial;"> </span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">Günler birbiri ardına inci gibi dizilirken, hiç durmadan koşmuş ceylan…Ayaklarında dermanı kalmamış, acıkmış, susamış…Bir an olsun durmamış, Buhur Dağı’nın billur ırmaklarının suyuymuş susadığı, Buhur Dağı’nın kaynağıyla besleyip büyüttüğü ağaçların yemişleriymiş acıktığı…Derman, Buhur Dağı’nın koynundaymış.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">Birbirlerini gördükleri ilk andaki kadar ışıltılı ve sakin bir gece, Kınalı Ceylan varmış yarinin eteklerine…Nice soğuk iklimlerden sıcak iklimlere değin yolunu gözlediği ceylanını, gelişinden bilmiş Buhur Dağı..Seslenmiş usulca:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">‘’Ey kınalım, ey güzeller güzeli ceylanım, döndün demek sonunda bana…İyileşti mi yaran? Buldun mu çareni; bir su damlası gibi akıp gittiğin, bir kum tanesi gibi savrulduğun yollarda? Senin gönlümü kasıp kavuran hasretin, ehramı oldu ağaçlarımın, çiçeklerimin; tohumlar bile çatlayamadan küle döndü toprağımda…Vardın geldin ama; şimdi benim sana verecek neyim var; susuzluğunu gidereceğin bir pınarım bile yok ki; kuruyup sabır taşlarımda biten otlarla kanmazsın ki açlığına.’’</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">Ceylan bitkin; tırmanırken dağın yamacına, devrilivermiş bedeni kurumuş dalların arasına, küçücük kınalı başını vurmuş kocaman bir taşa…Son mecaliyle konuşmaya çalışırken, şu kelimeler dökülmüş dilinden:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">‘’Sar beni Buhur Dağı’m…Sar beni yazgım olan; canım tenimden çıkmadan beni sana kavuşturan sevdan ile…Toprağından kanıma aksın ölüm, kanımdan toprağına aksın dirim, hasretinle yaktığın çiçeğin, ağacın, kanımla hayat bulsun yeniden.Ben sana karışayım, sende son bulup, sende doğayım…Bak şu kızıl yıldız var ya; işte o benim yıldızımdır. Ona söyleyerek şimdi en güzel türkünü, kollarında uyut beni güzel sesinle…’’</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">Ve canını teslim etmiş ceylan oracıkta, nazlı gözleri kapanırken düşen iki damla yaş; yuvarlanıp dağın iki yanına, iki ayrı ırmağa dönüşürken…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">Buhur Dağı, tüm acılardan da büyük bir acıyla öyle sarsılmış, öyle inlemiş ki, gökyüzü yırtılmış sesinden, şimşekler çakmış, simsiyah bir yıldırım düşmüş zirvesine; ikiye bölmüş koca dağı…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">O geceden sonra mevsim ne vakit bahara dönse, Buhur Dağı’nın ikiye ayrıldığı, Kınalı Ceylan’ın gözyaşlarından oluşan iki ırmağın kavuştuğu yerde kızıl bir gonca gül bitermiş.Açıp da yaprağını, kokusunu yele verdiğinde yıldızlı gecelerde; kimsenin duymadığı, kimselerin bilmediği bir türkü yankılanırmış o vadinin en kuytu yerinde…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Arial;">ALINTI </span></p>
<div id="crp_related"><h2>Bunlarda İlginizi Çekebilir! :</h2><ul><li><a href="http://www.blogcini.net/sevgi-2/" rel="bookmark" class="crp_title">Sevgi</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/gittigin-gun/" rel="bookmark" class="crp_title">Gittiğin Gün&#8230;</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/ask/" rel="bookmark" class="crp_title">Aşk&#8230;!</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/ilisme-yalnizligma/" rel="bookmark" class="crp_title">İlişme Yalnızlığma!!!</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/ask-icin-tesekkur-ederim/" rel="bookmark" class="crp_title">Aşk İçin Teşekkür Ederim..</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blogcini.net/buhur-dagi-ve-kinali-ceylan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dolunaya İnat!</title>
		<link>http://www.blogcini.net/dolunaya-inat/</link>
		<comments>http://www.blogcini.net/dolunaya-inat/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 18:13:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DarK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[can dündar]]></category>
		<category><![CDATA[dolunay]]></category>
		<category><![CDATA[inat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blogcini.net/dolunaya-inat/</guid>
		<description><![CDATA[Katran karası bir geceyi haziran bulutlarının arasından yırtarak, avuçlarında kıpır kıpır yıl­dızlarla odamın penceresini tıklattı dolunay&#8230; &#8220;Sana Samanyolu getirdim&#8221; dedi ve bütün gökkubbeyi yeryüzüne indirmiş gibi mağrur, gülümsedi koltuğumun başucunda&#8230; Ayla yıkanmanın keyfini sürdüm bir müddet&#8230; Sonra penceremi açıp onu içeri aldım. Efsunlu ışıklar saçarak, eteğindeki aydınlığı kitabı­ma, rakı kadehime, can eriklerime doladı. Gecikmiş bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Katran karası bir geceyi haziran bulutlarının arasından yırtarak, avuçlarında kıpır kıpır yıl­dızlarla odamın penceresini tıklattı dolunay&#8230;</p>
<p>&#8220;Sana Samanyolu getirdim&#8221; dedi ve bütün gökkubbeyi yeryüzüne indirmiş gibi mağrur, gülümsedi koltuğumun başucunda&#8230;</p>
<p>Ayla yıkanmanın keyfini sürdüm bir müddet&#8230;</p>
<p>Sonra penceremi açıp onu içeri aldım.</p>
<p>Efsunlu ışıklar saçarak, eteğindeki aydınlığı kitabı­ma, rakı kadehime, can eriklerime doladı.</p>
<p>Gecikmiş bir bahar, çekirge sesleri ve iğde kokularıyla içeri daldı hemen peşisıra&#8230; telâşla&#8230;</p>
<p>Şiirler doldu odama, mısra mısra&#8230;</p>
<p>Feneralayları geçti aklımdan; uzak denizler ve göç yolları geçti&#8230;</p>
<p>Dolanıp dolunayın kanadına, uçmak istedim&#8230;</p>
<p>* * *</p>
<p>Lâkin bırakmadı hayat&#8230;</p>
<p>Duyduk ki, güvercinleri kurşuna dizmişler arka bahçede&#8230;</p>
<p>Gülleri kesip, dikenleri büyütmüşler korku be­lâsına&#8230;</p>
<p>Toprağın bire bin verdiği ülkede mayın döşemişler sevdaya giden yollara&#8230;</p>
<p>Aşklar uzak, sevişmeler tuzakmış.</p>
<p>Dişlerinde kalleş ışıkların pa­rıldadığı kurtlar, çeteler halinde boğazlayacak kurban arar olmuş­lar dolunay geceleri&#8230;</p>
<p>Pas ve küf kokuyormuş eski­den nergislerin açtığı sokaklar&#8230;</p>
<p>Öylesine büyükmüş ki sis perdesi, ne yakamoz görüyor­muş gözler, ne çoban yıldızı&#8230;</p>
<p>Güneş ülkesi, çocuklarını gömüyormuş lanetli karanlığın koynuna&#8230; ve öfke büyüyormuş sevda toprağının ana rahmin­de&#8230;</p>
<p>Doğa ne kadar cömertse, ha­yat o kadar bencilmiş evlâtlarına karşı&#8230; Bolluk içinde aç, varlık içinde yoksul, denizler ortasında susuz yaşar olmuşlar.</p>
<p>Ve ülke, aldırmadan doğanın gözkamaştıran büyüsüne, doludiz­gin koşuyormuş ölüme..</p>
<p>Prangalar&#8230; savaş tamtamları&#8230; ve ağıtlarla&#8230;</p>
<p>* * *</p>
<p>Dolunay, Samanyolundan ışıklarla eteklerinde; &#8220;Haydi&#8221; diyordu penceremin dibinde; &#8220;Haydi&#8230; ebedi baharın ülkesine&#8230;&#8221;</p>
<p>Lâkin dolunaya inat; öylesine bitkin ve naçar ki ha­yat&#8230;</p>
<p>Kopamadım akşam haberlerden&#8230;. dünyevi keder­lerden&#8230; kelepçelerden&#8230;</p>
<p>Açıp penceremi, salıverdim dolunayımı, Cahit Külebi&#8217;den bir şiir fısıldayarak kulağına:</p>
<p>&#8220;Bir gün geleceğim / Alıp şu başımı / Bir gün gele­ceğim</p>
<p>&#8220;Belki de Haziran / Bulacak naaşımı / Belki de Ha­ziran&#8230;&#8221;</p>
<p>Haziran, bir ozanın naaşını kaldırırken, dolunay eteklerinden efsunlu yıldızlar saçarak uzaklaştı.</p>
<p>Bakakaldım peşinden&#8230;</p>
<p>Ne gözümü alabildim&#8230; ne göze alabildim&#8230;</p>
<p><strong><font color="#ff0000">Can Dündar</font></strong></p>
<div id="crp_related"><h2>Bunlarda İlginizi Çekebilir! :</h2><ul><li><a href="http://www.blogcini.net/sevda-suclusuyum-2/" rel="bookmark" class="crp_title">Sevda Suçlusuyum</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/bahar-ve-ayrilik/" rel="bookmark" class="crp_title">Bahar ve Ayrılık</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/ihtiyar-balikci/" rel="bookmark" class="crp_title">İhtiyar Balıkçı</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/celine-dion-my-heart-will-go-on-titanic/" rel="bookmark" class="crp_title">Celine Dion &#8211; My Heart Will Go On (Titanic)</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/sevda-suclusuyum/" rel="bookmark" class="crp_title">Sevda Suçlusuyum</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blogcini.net/dolunaya-inat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TUZ  VE SU</title>
		<link>http://www.blogcini.net/tuz-ve-su/</link>
		<comments>http://www.blogcini.net/tuz-ve-su/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Nov 2007 23:14:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zencefil</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blogcini.net/tuz-ve-su/</guid>
		<description><![CDATA[Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli herşeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi.Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. -&#8221;Tadı nasıl?&#8221; diye soran yaşlı adama öfkeyle: -&#8221;Acı&#8221; diye cevap verdi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli herşeyden şikayet etmesinden bıkmıştı.</p>
<p>Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi.Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.</p>
<p>-&#8221;Tadı nasıl?&#8221; diye soran yaşlı adama öfkeyle:</p>
<p>-&#8221;Acı&#8221; diye cevap verdi.</p>
<p>Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:</p>
<p>-&#8221;Tadı nasıl?&#8221; Ferahlatıcı&#8221; diye cevap verdi genç çırak.</p>
<p>-&#8221;Tuzun tadını aldınmı?&#8221; diye sordu yaşlı adam,&#8221;Hayır&#8221; diye cevapladı çırağı.</p>
<p>Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:</p>
<p>-&#8221;Yaşamdaki ıstırapların tuz gibidir, ne azdır ne de çok.Istırabın miktarı hep aynıdır.Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır.Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış</p>
<p>Alıntı</p>
<div id="crp_related"><h2>Bunlarda İlginizi Çekebilir! :</h2><ul><li><a href="http://www.blogcini.net/yasli-kari-koca/" rel="bookmark" class="crp_title">Yaşlı  Karı-Koca</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/beni-mi-seviyorsun/" rel="bookmark" class="crp_title">Beni mi Seviyorsun?</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/iki-simge/" rel="bookmark" class="crp_title">İki Simge</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/zenginlik-basari-sevgi/" rel="bookmark" class="crp_title">Zenginlik &#8211; Başarı &#8211; Sevgi</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/dogum-gunu-hediyesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Doğum Günü Hediyesi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blogcini.net/tuz-ve-su/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşin Bitince Beni Sever misin Anne?</title>
		<link>http://www.blogcini.net/isin-bitince-beni-sever-misin-anne/</link>
		<comments>http://www.blogcini.net/isin-bitince-beni-sever-misin-anne/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Oct 2007 20:05:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>niya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blogcini.net/isin-bitince-beni-sever-misin-anne/</guid>
		<description><![CDATA[Kapıdan içeri girer girmez neşeyle bağırdı: &#8216;Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu? &#8216; &#8216;Görmüyor musun? Telefonla konuşuyorum.&#8217; Hiç kimsenin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu. Her şey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu olduğunda. Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu. Nerelere gitsin di? Annesi kapattı telefonu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kapıdan içeri girer girmez neşeyle bağırdı: &#8216;Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu? &#8216;<br />
&#8216;Görmüyor musun? Telefonla konuşuyorum.&#8217;<br />
Hiç kimsenin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu. Her şey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu olduğunda. Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu. Nerelere gitsin di? Annesi kapattı telefonu. Mutfaktan tencere kaşık sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti. &#8216;Sana yardım edeyim mi? &#8216; dedi en sevimli halini takınarak. Annesi manalı manalı baktı. &#8216;Hayırdır. Bir yaramazlık filan. Bak bir de seninle uraşmayayım. Çok yorgunum zaten.&#8217;<br />
Yorgunluk nasıl bir şeydi. Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır &#8216;Nasıl yorulmuş yavrucak. Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni&#8217; diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi.<br />
Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer, ne diye annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu. &#8216;Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın. Anneannem öyle söylüyor.&#8217;<br />
&#8216;Uykuya dalayım da gül kokuları kusur kalsın. Yorgunluktan ölüyorum.&#8217;<br />
Bu kelimeden nefret ediyordu. Yorgunum. Yorgun olduğumdan. Böyle yorgun yorgunken&#8230; &#8216;Anneciğim sen yorulma diye&#8230;&#8217;<br />
&#8216;Yemekte konuşuruz çocuğum. Bankada isler yetişmedi.Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım. Hadi sen oyna biraz.&#8217;<br />
&#8216;Hani siz yoruluyorsunuz ya&#8230;&#8217;<br />
&#8216;Eeee&#8230;.&#8217;<br />
&#8216;Ben de oynamaktan yoruluyorum.&#8217;<br />
&#8216;Ne yapayım? &#8216;<br />
&#8216;Bilmem&#8230;&#8217;<br />
Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı. Işıklar söndü birden. Annesi öfkeyle söylenmeye başladı.&#8217;Mum da yok&#8217; diye diye karıştırdı dolapları el yordamı. Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin köyünü düşündü. Gaz lambasının ışığında deli tavsan masalını anlatışını. Deli tavşanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak tavsan kafası yaptı. &#8216;bak deli tavsan&#8217; diyerek parmaklarını oynattı. Yoldan gecen arabaların farları duvardaki tavsana yol açtı. Tavsan alabildiğine hür dolaştı sağda solda. Otlarla kuşlarla konuştu. Sonra yorgun düştü. Duvardaki görüntü o minik avuçların açılmasıyla kayboldu. Kolu yavaşça kanepeden aşağı sarktı. Neden sonra ışıklar geldi. Kadın çocuğun hiç konuşmadığını akil etti birden. Kanepeye koştu. Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı. Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini. Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu. Çocuk sanki bu öpücüğü bekliyormuşçasına<br />
&#8216;İşin bitince beni sever misin anne?&#8217; dedi.<br />
Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı.</p>
<div id="crp_related"><h2>Bunlarda İlginizi Çekebilir! :</h2><ul><li><a href="http://www.blogcini.net/musait-olunca-beni-severmisin/" rel="bookmark" class="crp_title">Müsait  Olunca  Beni Severmisin?</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/sol-yanim-aciyor-annem/" rel="bookmark" class="crp_title">Sol Yanım Acıyor Annem</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/beni-mi-seviyorsun/" rel="bookmark" class="crp_title">Beni mi Seviyorsun?</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/sinav/" rel="bookmark" class="crp_title">Sınav</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/kucuk-ahmet/" rel="bookmark" class="crp_title">Küçük Ahmet..</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blogcini.net/isin-bitince-beni-sever-misin-anne/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kardelen ve Hercai</title>
		<link>http://www.blogcini.net/kardelen-ve-hercai/</link>
		<comments>http://www.blogcini.net/kardelen-ve-hercai/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Oct 2007 14:33:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>niya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[hercai]]></category>
		<category><![CDATA[kardelen]]></category>
		<category><![CDATA[seven]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blogcini.net/kardelen-ve-hercai/</guid>
		<description><![CDATA[‘’Günümüzden yıllar önce birbirini çok seven iki çiçek varmış.Bunlardan erkek olan,sevgilisini o kadar çok seviyormuş ki,baharda açtıklarında sevgilisini diğer çiçeklerden çok kıskanıyormuş.Buna daha fazla dayanamayan erkek çiçek,baharda herkesin içinde açmak ve kalabalığın içinde kaybolmak yerine kışın dondurucu soğuğunda açarak,canından çok sevdiği sevgilisini daha çok görmeyi hayal etmiş.Yine bahar gelmiş.Tüm çiçekler açmış ve toprağı yedi renge [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>‘’Günümüzden yıllar önce birbirini çok seven iki çiçek varmış.Bunlardan erkek olan,sevgilisini o kadar çok seviyormuş ki,baharda açtıklarında sevgilisini diğer çiçeklerden çok kıskanıyormuş.Buna daha fazla dayanamayan erkek çiçek,baharda herkesin içinde açmak ve kalabalığın içinde kaybolmak yerine kışın dondurucu soğuğunda açarak,canından çok sevdiği sevgilisini daha çok görmeyi hayal etmiş.Yine bahar gelmiş.Tüm çiçekler açmış ve toprağı yedi renge boyamış.Erkek çiçek kışın kurduğu hayalleri anlatmış sevgilisine.Dişi çiçekte sevgilisinin bu fikrini çok beğenmiş ve bir dahaki sefere hiç kimsenin açmaya cesaret edemediği dondurucu soğukta açmaya karar vermişler.Bahar bitmiş,yaz geçmiş ve kış gelmiş.Sevgilisine kavuşma hayalleri ile yerinde duramayan erkek çiçek,karın bir yorgan gibi kapladığı toprağı delerek yeryüzüne çıkmış.Bembeyaz karlar içinde o renkleriyle göz kamaştıran sevgilisini aramış,aramış,aramış.Ama bulamamış.Ümidini yitiren erkek çiçek bir süre sonra boynunu eğmiş ve soğuğun şiddetine daha fazla dayanamayarak hayatını kaybetmiş.İşte o günden sonra aşkı için kışın dondurucu soğuğa bile aldırmadan karların içinde açan çiçeğe <strong>KARDELEN</strong>,ona sadık kalmayıp aldatan sevgiliye de<strong> HERCAİ</strong> denmiş.</p>
<p>Ondandır ki kardelen ve hercai asla aynı toprakta yetişmez,aynı yerde büyümezmiş&#8230; ‘’</p>
<div id="crp_related"><h2>Bunlarda İlginizi Çekebilir! :</h2><ul><li><a href="http://www.blogcini.net/cicekle-suyun-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Çiçekle Suyun Hikayesi</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/kadinlar/" rel="bookmark" class="crp_title">KADINLAR</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/melek/" rel="bookmark" class="crp_title">Melek</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/sensizlik/" rel="bookmark" class="crp_title">Sensizlik</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/kucugum/" rel="bookmark" class="crp_title">Küçüğüm</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blogcini.net/kardelen-ve-hercai/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşlı  Karı-Koca</title>
		<link>http://www.blogcini.net/yasli-kari-koca/</link>
		<comments>http://www.blogcini.net/yasli-kari-koca/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 22:46:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zencefil</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[karı]]></category>
		<category><![CDATA[koca]]></category>
		<category><![CDATA[Komik]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blogcini.net/yasli-kari-koca/</guid>
		<description><![CDATA[*Genç adam yaşlı kar-kocanın evine misafir olur.  75 ayaşındaki amca karısından bir fincan daha çay isterken &#8221;Çiçeğim, bir bardak daha verirmisin?&#8221; der.  Sonra da&#8221;  peteğim, hiç şekersiz  lütfen&#8221;  diye ekler.  Kendbana  böyle  hitab  isine  65  yaşındaki tatlı karısının  getirdiği tavşan kanı  çayı  alırken de   &#8221;bebeğim, sana  çok zahmet oldu&#8221;  diye  ekler.  Genç, adam  yaşlı amcanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>*<strong>Genç adam yaşlı kar-kocanın evine misafir olur.  75 ayaşındaki amca karısından bir</strong> <strong>fincan daha çay isterken &#8221;Çiçeğim, bir bardak daha verirmisin?&#8221; der.  Sonra da&#8221;  peteğim, hiç şekersiz  lütfen&#8221;  diye ekler.  Kendbana  böyle  hitab  isine  65  yaşındaki tatlı karısının  getirdiği tavşan kanı  çayı  alırken de   &#8221;bebeğim, sana  çok zahmet oldu&#8221;  diye  ekler.  Genç, adam  yaşlı amcanın karısına  kullandığı   sevgi  sözcüklerinden  çok etkilenir  &#8221;Amcacığım,  kaç  yıllık  evlisiniz?&#8221; diye sorar.  Yaşlı  ama  dinç  adam,  &#8221;40  seneyi geçtik evladım&#8221;  der.   Genç adam: &#8221;Vallahi  maşallah,  Allah  muhabbetinizi arttırsın.  Sürekli  çiçeğim,  peteğim,  bebeğim  gibi  güzel  sözlerle  hitab  ediyorsunuz  galiba  &#8221;Yanakları  pembeleşmiş  teyze&#8221;  Doğru</strong>,  bi<strong>rkaç  yıldır  hep  ediyor&#8221; mutfağa  doğru  yöneldiğinde  yaşlı amca  genç  adamın  kulağına  doğru   eğilerek.  &#8221; şişşşt,  çaktırma,  2  sene önce  adını</strong>  <strong>unuttum,  hala hatırlayamıyorum!</strong></p>
<p>&#8221;</p>
<div id="crp_related"><h2>Bunlarda İlginizi Çekebilir! :</h2><ul><li><a href="http://www.blogcini.net/tuz-ve-su/" rel="bookmark" class="crp_title">TUZ  VE SU</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/zenginlik-basari-sevgi/" rel="bookmark" class="crp_title">Zenginlik &#8211; Başarı &#8211; Sevgi</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/kaykay/" rel="bookmark" class="crp_title">Kaykay</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/duz-mantik/" rel="bookmark" class="crp_title">Düz Mantık</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/dogum-gunu-hediyesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Doğum Günü Hediyesi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blogcini.net/yasli-kari-koca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçüğüm</title>
		<link>http://www.blogcini.net/kucugum/</link>
		<comments>http://www.blogcini.net/kucugum/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Sep 2007 18:35:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DarK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[küçüğüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blogcini.net/kucugum/</guid>
		<description><![CDATA[Aynı sokakta oturuyorduk, adı esrarengiz Herkes onun hakkında farklı şeyler söylerdi Hepsi nedensiz, hepsi sebepsiz Kirli sakalları vardı, kahverengi gözlüğü, kumraldı Ben nefret ederdim ama mahallenin bütün kızları ona hayrandı Bir gün onunla yolda karşılaştık, çok güzel bir yüzü vardı O an kalbimi söküp atasım geldi, çünkü deli gönlüm o an onun aşkıyla alevlendi Artık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6134907573238355";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
google_ad_format = "468x60_as";
google_ad_type = "image";
google_ad_channel = "";
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><br />
Aynı sokakta oturuyorduk, adı esrarengiz<br />
Herkes onun hakkında farklı şeyler söylerdi<br />
Hepsi nedensiz, hepsi sebepsiz<br />
Kirli sakalları vardı, kahverengi gözlüğü, kumraldı<br />
Ben nefret ederdim ama mahallenin bütün kızları ona hayrandı<br />
Bir gün onunla yolda karşılaştık, çok güzel bir yüzü vardı<br />
O an kalbimi söküp atasım geldi, çünkü deli gönlüm o an onun aşkıyla alevlendi<br />
Artık uyumak yerine sürekli onun evini izliyordum<br />
Onunla karşılaşabilmek için akşam saatlerce kapılarda duruyordum<br />
Bir akşam onu yolda gördüm, bi dakika bakarmısın dedim<br />
Acelem var <strong>küçüğüm</strong> dedi. Sanki bana aramızdaki yaş farkını hatırlattı<br />
Eve gidip ağladım<br />
Ertesi gün eve girdiğini gördüm<br />
Hemen gittim ve kapıyı çaldım<br />
Açtı, ne var <strong>küçüğüm</strong> dedi<br />
Adımı bile söyleyemedim, sadece seni seviyorum dedim<br />
Gülümsedi cevap bile vermedi, evet dedim<br />
Ne evet dedi, konuşmadım ve koşarak dışarı çıktım<br />
Daha sonrada bir ay boyunca evden çıkmadım<br />
Bir gün arkadaşlarla evde otururken, mahalleye sirenler içinde bir ambulans geldi<br />
O günü hiç unutmam, ambulanstan alel acele inenler hızla onun evine girdi<br />
Bütün mahalle aşağı indik ve seyre daldık<br />
Bir kaç dakika sonra onu sedyeyle dışarı çıkardılar<br />
Önümden geçerken ben de seni <strong>küçüğüm</strong> dedi ve gözlerini yumdu<br />
Donup kaldım çünkü herkes bana bakıyordu<br />
Eve doğru koşmaya başladım, göz yaşlarım durmadan akıyordu<br />
Eve vardım, annemler ondan bahsediyordu.<br />
Ailesi yokmus, kendi gayretiyle bu yaşa gelmis, okumuş<br />
Sevdiği bir kız varmış, ailesi vermeyince kız kaçmış<br />
Ama kaçtığı gün ölmüş<br />
Bir süre sonra yine sevmiş, ama ne yazık o da ölmüş<br />
Kimi sevdiyse ölüm ayırmış, sanki onun sevgisi azrailin ölüm fermanıymış<br />
Bazen hiç nedensiz, durup dururken ağlıyormuş<br />
Uyurken baş ucunda bir kağıt, bir kalem, birde fotoğraf duruyormuş<br />
Bir an önce ölebilmek için sanki dua ediyormuş<br />
İntihar edip hastaneyi aramış<br />
Polisler evinin duvarında <strong>küçüğüm</strong> yazısını bulmuşlar<br />
<strong>Küçüğüm sende ölme, küçüğüm sende ölme yazıyormuş</strong></p>
<div id="crp_related"><h2>Bunlarda İlginizi Çekebilir! :</h2><ul><li><a href="http://www.blogcini.net/boyutsuz-bir-sevda-bu/" rel="bookmark" class="crp_title">Boyutsuz Bir Sevda Bu</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/zenginlik-basari-sevgi/" rel="bookmark" class="crp_title">Zenginlik &#8211; Başarı &#8211; Sevgi</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/bertug-cemil-yagmur/" rel="bookmark" class="crp_title">Bertuğ Cemil &#8211; Yağmur</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/mustafa-sandal-indir/" rel="bookmark" class="crp_title">Mustafa Sandal &#8211; İndir</a></li><li><a href="http://www.blogcini.net/demet-akalin-tatil/" rel="bookmark" class="crp_title">Demet Akalın &#8211; Tatil</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blogcini.net/kucugum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

