Bilindiği üzere, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) aldığı karar ile 1 Nisan 2010 tarihinden itibaren tüm mobil operatörler kontör yerine TL’e dayalı tarifelendirme sistemine geçecek. Bazı arkadaşların bu konu da ister istemez kafaları karışmış. Geçtiğimiz günler de konu ile ilgili olarak, tüm soru işaretlerine değinen bir haber okudum Ntvmsnbc haber de. Buradan paylaşmak istedim sizlerle.
Türkiye’deki GSM operatörleri, kontörlü ön ödeme sisteminden TL ile ön ödemeye geçişe hazır. Turkcell, Avea ve Vodafone’dan yapılan açıklamalarda 1 Nisan’da başlayacak olan uygulama için gereken altyapı çalışmalarının tamamlandığı belirtildi.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) aldığı karar ile 1 Nisan 2010 tarihinden itibaren tüm mobil operatörler kontör yerine TL’ye dayalı tarifelendirme sistemine geçecek.
GSM operatörleri bu tarihten itibaren tüm tarifelerde, kampanyalarda ve reklamlarda hizmet birim ücreti olarak; ses, SMS ve tüm diğer hizmetler için kontör yerine TL ya da kuruş kullanacak.
Ön ödemeli hat kullanıcıları geçiş sonrasında eskiden kontör yükledikleri kanallardan TL kart yükleyerek kullanabilecek. Müşterilerin 1 Nisan tarihine kadar kullanılmamış kontörleri, değer kaybetmeden BTK’nın onayladığı birim fiyat üzerinden hesaplanarak TL’ye çevrilecek ve hesaplarına yüklenecek. Geçişten önce TL kart ve tarife fiyatları firmalar tarafından müşterilere duyurulacak.Müşteriler 1 Nisan’da bu geçiş için her hangi bir işlem, başvuru veya tarife değişikliği yapmak zorunda değil.
Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Lale Saral Develioğlu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, TL’ye geçişle birlikte zorunlu olacak kalan kontör bilgilendirmesi sayesinde her görüşme sonunda alınan hizmetin kullanım tutarının ve hesapta kalan TL miktarının görülebileceğini söyledi.
Dün gece rastladım bu güzide fotoğrafa …Ne zamana ait tam olarak bilmiyorum işin aslı. Ancak NTV gibi bi kanalında bunu yaptığını gördüm ya, daha da bir şey diyemiyorum . İşin aslı bana güzel Türkçe‘mizin elastikiyetinden yararlanılmış gibi geldi . Siyasette üslup önemlidir tabii .
Posta kutuma gelmiş. Çok ama çok beğendim, gerçeklik payı hayli yüksek olan müthiş bir yazı bence.
Gülmek; “SAF” denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise; “DUYGUSAL” görünme riskini…
Birine yakınlaşmak; “KENDİNİ KAPTIRMA” riskini,
Duygularını açmak; “KENDİNİ ORTAYA KOYMA” riskini,
Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;
“ONLARI BAŞKASINA KAPTIRMA” riskini göze almaktır.
Sevmek; “KARŞILIK GÖREMEME” riskini…
Yaşamak ise…; “ÖLME” riskini göze almaktır.
Umutlanmak; “HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA” riskini
Çabalamak ise; “BAŞARISIZ OLMA” riskini göze almaktır…
Ama riskler yaşanmalıdır, çünkü; hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır. Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez. Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken, bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder. Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.
Evet bu gün o gün! Kimilerinin sevdiği, kimilerinin ise nefret ettiği o gün . 14 Şubat Sevgililer Günü! Geldi çattı yine…Sevgilisi olanlar sarmaş dolaş sevgi ptırıcığı yahut yumağı halin de dolaştılar, tenha köşeler de oynaştılar. Öpücükler, kalpler, hediyeler vs. ler havalar da uçuştu.
Olmayanlar ise; tüm gün dvd izleyip, oyun oynayıp, msn de sohbetlere dalıp yada benim gibi uyudular . Ben dışarı çıktım gezdim ama bir yandan da. İzledim insaları. Gözler çakmak çakmak, sevgilisi olmayanlar ise tam tersi nefret dolu bakışlara sahipti (genelleme olarak…).
Benim durumum ise bir hayli farklıydı. Haa durumum nedir anlatmayacağım ama, boşuna beklemeyin … Hani meşhur bir laf vardır ya “iki arada bir derede” bu söz ile özetleyerek geçiştireyim. Güldüğüme bakmayın, aslında bir hayli karmaşığım .
Neyse, lafı fazla uzatmadan ve dolandırmadan sizlerle paylaşmak istediğim klibi paylaşayım. Eminim bu klip bir çoğunuzun bugün yapmak isteyipte yapamadıklarına ve duygularına tercüman olacaktır .Klibi YouTube’a yükledim, izleyebilmek için YouTube izleyebiliyor olmalısınız .
Google, Temel Reis (Popeye) karakteri başta olmak üzere, bir çok çizgi filmi çizen E.C. Segar‘ın doğum gününü unutmadı ve özel bir doodle (özel logo) hazırladı…
Temel Reis karakterini bilmeyenimiz neredeyse yoktur. Amerika’nın da unutulmaz çizgi film karakterleri arasına giren Temel Reis’in (Popeye) çizeri E.C. Segar (Elzie Crisler Segar), 43 yıllık kısa hayatında birçok başarıya imza attı. 8 Aralık 1894 yılında Chester’de doğan E.C. Segar, yerel tiyatrolarda oynadı ve sinemalarda film makinistliği de yaptı.
Ancak E.C. Segar’ın karikatürist olmaya karar vermesi, 18 yaşında aldığı kararla başladı. İlk olarak Cleveland’ta bir karikatür kursuna 20 dolar yatırım yaparak, gece yarılarında kursla uğraşıp sabahlara kadar çizimler yaptı. Daha sonra kendisini geliştirip, “The Yellow Kid” ve “Buster Brown”‘ın yaratıcısı Richard Felton Outcault ile tanışan Segar, Outcault’tan büyük bir destek aldı. Outcalt’ın onu Chicago Herald’a tanıttı. 12 Mart 1916′da da Herald’ta ilk karikatürü yayımlandı… 1919 yılında da ünlü karikatürü Popeye’yi yayımladı… Evli ve 2 çocuğu olan Segar, 43 yıllık hayatını bir hastalık sonrası 13 Ekim 1938′de kaybetti.
Türkiye’de de Temel Reis olarak bildiğimiz Popeye’nin yaratıcısı olan E.C. Segar’ı, Google’da doğum gününde yanlız bırakmadı. Global bir doodle hazırlayan Google, Temel Reis’in de çizimin bulunduğu özel bir logo hazırladı. Segar’ın doğum günü olan 8 Aralık’ta Google’a giren kullanıcılar, bu doodle ile karşılaşırken, doodle’ı tıklayan otomatik olarak E.C. Segar aramasına yönlendirildiler.
Google doodle’ının üzerinde de, E.C. Segar’ın doğum günü olduğunu belirten “E.C. Segar’s Birthday” yazısı çıkıyor…
Biliyorum son günler de biraz fazla kafayı taktım Facebook‘a ama ne yapayım elim de değil, hep bir malzeme veriyor bana sağolsun …
Facebook üstüne bugün değinmek istediğim konu; reklamlar! Ama ne reklamlar, ciddi ciddi salakçalar, yok hatta aptalcalar. Yabancı kaynaklı reklamların Türkçe tercümeleri ise hayli komik, yersiz ve absürd.
Son günler de dikkat ediyorum da çok fazla cinsel ürün reklamı çıkıyor. Birde anlayamadığım konu reklamların altın da “Beğen” bağlantısının olması, lan reklamın nesini beğeneyim, ne biçim bi uygulamadır bu, ne başka bir yerde gördüm nede duydum. Çok saçma ve gereksiz.
Mesela; dün akşam karşıma çıkan reklam. Aşağıda resmini görebilirsiniz…Lan bu nasıl bir çeviridir! Üç kuruşa Yazının geri kalanını oku »
Yahu bir bakmışım tam bir aydır şuraya bir şeyler yazamamış/gönderememişim. Tembellikten değil ama ha, sakın yanlış düşünmeyin . Malum içinde bulunduğumuz durumlar, daha doğrusu kaos ortamından dolayı bir türlü el atamıyorum. Ekonomik kriz, duygusal krizler, problemler, iş hayatı ve özel hayatımda ki sorunlar derken vakit kalmıyor hiç bir şeye.
Kaç gündür şu Facebook zımbırtısı kafamı attırıyor, hazırda vaktim varken hem bir şeyler yazayım hemde şu davayı eleştireyim istedim .
Facebook la ilk tanıştığım dönemleri hatırlıyorum (evet, Türkçe değildi…). Ne kadar güzel bir sosyal platform demiştim. Eski arkdaşlarını bulmalar filan. Derken yıllar geçti aradan, biz gibi Face‘de değişti. Paylaşılan etkinlikler, videolar, resimler, gruplar, fan sayfaları derken işin içine uygulamalarla birlikte oyun ve anket gibi gerekli ve gereksiz bir sürü hede höde katıldı. Sohbet etmek yada özel mesajlaşmak tarih oldu, duvara yazmalarla işler abartıldı. Şimdilerde bakıyorum da Farmville delisi olmuş millet, Mafia Wars’ın pabucu dama atılmış , bıkmıştım ulan gelen davetlerden.
Şuan Facebook’a bakıyorum da sosyal bir ağ olma özelliğini yitirmiş yada dejenere olmuş gibime geliyor. Çünkü bakacak olursak Face artık; bir oyun portalı, müzik paylaşım platformu, sosyal ağ, video paylaşım sitesi, sevgili bulma (çöpçatan sitesi) platformu haline gelmiş durumda. Koca bir çöplüğü andırıyor gözüm de…Çünkü ne zaman hesabıma bağlanıp haber kaynağına baksam, abidik gubidik gruplara katılmalar, zırtapoz fan sayfası grup fan olmacalar, aptal ve gereksiz fotoğraf etiketlemeleri, yerli yersiz aşırı şiddet (kan, ölüm vb…) ve cinsellik (porno ya varan ve hatta porno) videoları kol Yazının geri kalanını oku »
Tüm arkadaşlarımın ve İslam aleminin Ramazan Bayramını Kutlarım…Hepimizin Bayramı Mübarek olsun. Yüce Rabbim bize nice sağlıklı, mutlu ve huzurlu bayramlar nasip etsin…
Google logosunu değiştirmiş yeniden. İlgimi çekti ve tıkladım. Perseids diye arama sonucu geldi karşıma, dururmuyum durmam tabiki baktım inceledim sonuçları. Perseidsbir göktaşı yağmuru imiş meğersem . Senenin bir günü 12 Ağustos’u 13 Ağustos’a bağlayan gece görülebiliyormuş. En bilinen ve meşhur gök taşı yağmurlarından biriymiş.
Her yıl Temmuz sonu – Ağustos başı gibi gözlemlenebilir, ancak en yoğun olduğu zaman 12 Ağustos’u 13 Ağustos’a bağlayan gecedir. Şehir ışığından uzak bir kırsal alanda veya herhangi bir bölgede gece 00:00′dan itibaren rahatlıkla gözlemlenebilir, gök taşı yağmurunun olacağı gün hava bulutlu olursa veya Ay dolunay halindeyse gözlemlenmesinde hafif kusurlar olabilir.Perseid Swift-Tuttle kuyrukluyıldızından kopan Yazının geri kalanını oku »
Modifiye edilmiş her araca bayılırım. Özellikle modifiyeli arabalara … Zaten Modifiye tutkumuzu www.modifiyeli.org da yaşatıyoruz . Ancak modifiye sadece motorlu araçlara uygunlanmaz, modifiye bir tutkudur.
Bugün sizlere motorsuz bir araç olan bisikletlerin modifiyeli hallerini göstereceğim . Çok güzel modifiyeli bisikletler var, hepsi bir birinden güzel modifiye edilmiş ve göz alıcı. Ancak sonda ki 3 tekerlekli ve müzik tesisatlı olan beni Yazının geri kalanını oku »