Sene 2001, Burcu Güneş çok beğendiğim bu şarkısını yayınlamış ve tüm sene dinlememe vesile olmuştur. Aradan uzunca yıllar geçse de ben hala büyük bir zevk ile dinlerim. Bu parçanın ben de özel bir yeri de vardı(r)…
‘’Kimi zaman
beyaz bir bulutun ardında,
kimi zaman beyaz bir güvercin kanadında,
kimi zaman da bembeyaz bir kağıtta saklarız
bize has
bize özel düşüncelerimizi.
oysa ben gizliliğe gizledim bu özel düşüncelerimi.
dünyaya, insanlığa ve kendime bakışımı yenilememde yol gösteren bir melekti bu özel düşüncenin sahibi.
yıllar geçtikçe hafızamdaki yerini alan türlü güzellikler canlandırdı hayalimdeki meleği.
düşünüyorum düşler sokağında hayata en son sımsıkı sarıldığım zamanı anımsamaya
çalışıyorum.
sanki benimle beraber doğmuş,
sanki benimle beraber yaşamış,
bana arkadaş,
bana dost olmuş meleği düşünüyorum.
gizliliğe gizledim meleği…
aynı yağmur altında farklı yerlerde ıslandık
aynı soğuk gecelerde üşüyüp farklı şeylere sarıldık.
onsuz geçen düşlerimde
hep korktum, hep gizlendim yatağımın bir köşesine.
ve artık anlıyorum ki
meleğimle hiç karşılaşmadım gerçek yaşamda.
bir zamanlar geçtiğim düşler sokağında
artık büyük çınar ağaçları yükselmiş göğe doğru
hem güzellik katmışlar düş sokağıma
hem de mahrum bırakmışlar kara toprağı
günden ve güneşten…
vakit ilerlemiş; ama hala gizemini korumuş orada yaşananlar.
rengarenk çiçekler, eşsiz güzellikleriyle gökyüzünü süsleyen kuşlar,
kelebekler, o masmavi bulutlar
daima varolmuş o melekler diyarında.
dünyaya ilk adımlarını atan bebekler gülmeye
sokaktaki aç insanlar doymaya, düşmanlar barışmaya
niyetli değiller ama ben nefes aldığım sürece devam edeceğim o meleği aramaya…
belki de zamanın benden alamadığı, aksine kazandırdığı güzellik bu olsa gerek.
‘insanlar uzaklarda gördüğü bir gülü elde edebilmek uğruna
hemen yanıbaşında duran kırçiçeklerini ayakları altına
almaktan çekinmiyorlar…’
düşünen doğru düşünmüş zamanında. doğrudur.hemde çok doğru.
bazen bir hayal uğruna yanı başımızda olan güzellikleri görmezlikten geliyoruz bizler.
yaklaşık sekiz saat önce gördüğüm bir güzel hanımefendi bilgisayarımdaki arıza gibi beynimde de bir şeylerin arızalı olduğunu anımsattı bana.
belki bir delinin hatıra defteri gibi kullandığım bu disketi aylar önce yazdığım ve elimde sadece birkaç tane kalan şiirimle (en sevdiğim şiir- utanıyorum) süslesem de bir anlamı yok sanırım.
gözlerdeki anlam ve sadelik, karadeniz havasını tenefüs etmiş bir insanla birleşince böyle eşşiz bir güzelliğin ortaya çıkması şaşırtıcı olmasa gerek.
kızgın, sinirli, korkmuş, üzgün olduğum saatler içinde bana gülmem gerektiğini anımsatan hanımefendiyi bir daha görememek zor olacak benim için.
hem de çok zor.
cesaretsizlik en büyük sorunlardan birisidir insan için.
sanıyorum ki bu sorun kemirecek içimi.
oysa bir ağaç tohumunun toprağı yarıp yeşermeye başlaması için bile cesaret gerekir.
kırılması için ufak bir rüzgar, ezilmesi için bir sıçan darbesi yeterlidir.
ama yine de yeşeriyor.
inatla ayakta duruyor ve yeni yeni tohumlar serpmek için büyüyor.
derken bir orman oluveriyor.
yaradılış kanunu bu.
gökyüzünde toplanmaya başlayan bulutlara baktıktan sonra, yağmurlu bir güz soğuğunun gelmekte olduğunu tahmin edip odun kırmaya başlamak gibi bir şey olsa gerek; güzel bir insanı daha fazla sinirlendirmeden son satırları yazma vakti çoktan geçti sanırım…
bademlerin çiçek açtığı bir bahar sabahı bayramı karşılamak huzurla dolduruyor kalpleri,
güldürüyor somurtmaya mahkum edilmiş güzel yüzleri… dualarım sokakta yatan aç insanlara, dualarım sütüne su katılan bebelere, dualarım bayramda tebrikleşecek kimsesi olmayanlara..
sen de dua et olur mu güzel melek.
bilirim melekler isterlerse düzelir tüm olumsuzluklar.
umut oldukça daima bir şans vardır insanlar için.
teşekkürler güzel melek
farkında olmadan vesile olduğun güzellikler için…’’