İhtiyar Balıkçı
DarK tarafından Genel, Yazılar içinde postalandı, tags: başarmak, can dündar, ihtiyar, yenilgi
Bazen hayatta yapmak istediklerim için, başarmak istediklerim için, hedeflerime ulaşabilmek için çok mücadele veriyor ve çok açılıyorum. Bunları yaparken bir nokta da beceremez isem, başarısız olduğumu, yenildiğimi düşünüp duruyordum. Bir gün Can Dündar‘ın bu müthiş yazısını okuyunca öylesine yazıya hak verdim ki anlatamam. Artık diyorum ki ”Yenilmedim aslında, belki biraz fazla açıldım, o kadar…” ve bu söze ek olarak kendi yorumumla diyorum ki; en azından denedim…
***
Can Dündar’ın İhtiyar Balıkçı yazısı :
//
Sevgili Nuriye Akman’ın TRT’de yayınlanacak “İnci Avcısı” programı için stüdyoya girdim geçen ay…
Sıcacık bir sohbetin sonunda, buz gibi bir sürpriz yapıp konuklarını stüdyonun arkasındaki bir aynanın karşısına sürüklüyor ve orada kendisiyle yüzleştiriyor Nuriye…
“Aynada gördüğün bu adama ne demek istersin” diye soruyor.
Kimseye tavsiye etmeyeceğim kadar zor bir karşılaşma bu…
Nedendir bilmem, ama aynada aksini gördüğüm adama bakarken benim aklıma ilk gelen şey Ernest Hemingway’in “İhtiyar Balıkçı”sı oldu.
* * *
Hazin bir öyküdür bu…
İhtiyar balıkçı, Karayibler’de 85 gün olta salladıktan ve eve eli boş döndükten sonra bir gün iyice açılıp “büyük balık”ı yakalar.
Lakin kıyıya dönerken, yedeğine aldığı, teknesinden yarım metre daha büyük olan bu kılıç, yol boyu kan kokusuna gelen canavar köpekbalıklarınca didik didik edilir.
Bu korkunç mücadeleden elinde kala kala dev balığın iskeleti kalmıştır.
Kan revan içinde, uykusuz ve bitkin sahile yanaşırken “Beni adamakıllı yendiler… Hem de ne yeniş” diye geçirir içinden…
Sonra silkinir ve yüksek sesle şunu söyler:
“Yenilmedim aslında, belki biraz fazla açıldım, o kadar…”
Hayat yolculuğumuz da öyle değil midir?
Kimi için güzel bir kadındır “büyük balık,” kimi için zengin bir damat… iyi bir hayat… hayırlı evlat…
.. .ya da müstakil ev, son model araba, sınırsız servet…
Kimi “büyük balık”ı hiç göremeden ölür. Kimi, bir kez tuttu mu, bir daha açılmaz hiç… onunla gömülür.
Kimi ise yaşam denilen şakaya gelmez deryanın dalgalarında yalpalana yalpalana arar büyük balığı bir ömür boyu…
Açıldıkça bulma şansıyla birlikte artar, yitirme ihtimali…
Zor bulanlar, çabuk yitirir bazen… Acımasızca yağmalanır ve sonuçta elde bir kılçıkla kalakalırlar.
Yenilgi değildir onlarınki aslında…
Olsa olsa biraz fazla açılmışlardır.
Ama insanlık, kısmen de, onların fazla açılması sayesinde ilerler.
* * *
Ne tuhaf; Nuriye’nin çekiminde kulağını çınlattıktan bir hafta sonra geldi ihtiyar Balıkçı’nın ölüm haberi…
Ünlü romanın esin kaynağı olan Kübalı balıkçı Gregorio Fuentes 104 yaşında ölmüştü.
“Ensesinde derin kırışıklıklar olan sıska adam,” Küba’da dünyaya veda etmeden önce, Ankara’da hafızama son bir ağ atıp geçmişti.
Bir şişe rom karşılığı çektirdiği son fotoğraflarına bakarken, “Keşke bu fırtınalı yolculuğun sonunda hepimiz aynı şeyi yüksek sesle söyleyebilsek” dedim kendi kendime:
“Yenilmedim aslında, belki biraz fazla açıldım, o kadar…”
Can Dündar



Yazılar (RSS)