Posts Tagged “aşk”

Düş Sokağı SakinleriDüş Sokağı Sakinleri grubunu üniversite yılım da (yarıda bıraktım, sadece ilk yıl Murat Yılmazyıldırımokudum :) ) dinlemeye başladım, aslen daha öncesinden radyolar da meşhur olan Sevdan Bir Ateş parçalarını dinliyor ve biliyordum. Ancak grup olarak hayranlığım üniversite yılıma denk geldi, bir dostum sayesin de… Ancak grup ne yazıktır ki geçtiğimiz yıllar da dağıldı ve ayrıldı. Murat Çelik ve Murat Yılmazyıldırım tarafından 1993 yılın da kurulmuştu grup. En son birlikte çıkardıkları albüm ise Üç (1999 - Kasım [emi] ) olmuştur. Buradan sonra grup üyeleri ayrılmışlar ve yollarına solo çalışmalar ile devam etmişlerdir.

Murat ÇelikGeçtiğimiz gün Murat Çelik‘in resmi web sitesini gezerken yeni bir albüm çıkarmış olduğunu gördüm. Albümün ismi; Aşkın Elif Hali. Albüm 4 parçadan oluşmakta. Bir link dikkatimi çekti “indirmek için Tıklayın” , tıkladığım da ise Murat Çelik‘in bu son albümünü sitesin de ücretsiz indirip dinleyebilme imkanını sunduğunu gördüm bize. Bilmiyorum bu hareketi artık çok artan korsan mp3 olayına bir tepki/sitem içinmi yaptı, yoksa sadece bu albümü sevenlerine bir hediye olarak mı ücretsiz sundu. Ancak güzel bir iş yapmış :) , hemen bize sunulan hakkı kullanıp, tıklayıp albümde ki tüm mp3 leri indirdim ve dinledim, şahsen ben beğendim. Ücretsiz ve yasal indirilebilen mp3 imkanına sahip olan bu albümü sizlerle paylaşmayı istedim bende. Buyrun Murat Çelik ve son albümü Aşkın Elif Hali;

Aşkın Elif Hali

AŞKIN ELİF HALİ
1. Yusuf’un Günlüğü (19:30) (35 Mb)
2. Çalınmış Görüntüler Yönetmeni (06:23) (11 Mb)
3. Kuyular İçindeyim (05:54) (10 Mb)
4. Aşkın Elif Hali (08:54) (16 Mb)
( Not:Şarkıları indirmek için şarkı isimlerinin üzerine gelip tıklayın… )

Murat Çelik : Vokal ,Söz ve Müzikler , Akustik Gitar
Emre Karabulut : Perdeli ve Perdesiz Elektrik Gitar
Cem Aksel : Davul
Kaan Yıldız : Kontrbas

Konuk Sanatçılar
Z. Çağlar Namlı
: Bağlama ve Geri Vokal (Yusuf’un Günlüğü)
Şenova Ülker : Flugelhorn ( Çalınmış Görüntüler Yönetmeni , Kuyular İçindeyim )

Etiketler: , , , , ,

Comments Yorum Yok »

Aşk 

Aşk neymiş öğrenelim bakalım…

Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye kalbiniz deli gibi çarpmaya başlıyorsa…
bu aşk değil HOŞLANMAK‘tır
-
Ellerinizi ondan çekemiyor sürekli dokunmak sarılmak istiyorsanız..
Bu aşk değil ARZULAMAK‘tır
-
Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız….
Bu aşk değil YALNIZLIK‘tır
-
Herkes onunla olmanızı beklediği için onunlaysanız…
Bu aşk değil SADAKAT‘tir
-
Size sıcak, yakın davrandığı için onunlaysanız…
Bu aşk değil KENDİNE GÜVENSİZLİK‘tir
-
Üzülmesini istemediğiniz için onunlaysanız…
Bu aşk değil ACIMAK‘tır
-
Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoş görüyorsanız..
Bu aşk değil ARKADAŞLIK‘tır
-
Bütün gün ondan başka hiçbir şey düşünmediğinizi söylüyorsanız..
Bu aşk değil KOCA BİR YALAN‘dır
-
Onun iyiliği için kendinizden çok Şey feda edebiliyorsanız…
Bu aşk değil YARDIMSEVERLİK‘tir
-
O üzgünken sizin de kalbiniz acıyorsa…
İşte bu AŞK‘tır
-
Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir türlü kopamadığınızı düşünüyorsanız..
İşte bu AŞK‘tır
-
O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayıflığı hissedebiliyorsanız..
İşte bu AŞK‘tır
-
Başkalarını da çekici bulmanıza rağmen hiç pişmanlık duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsanız..
İşte bu AŞK‘tır

// Yaa böyleymiş işte…Gerçi hoş bana gelen mail’in yalancısıyım bende :)

Etiketler: , , , , , , , , ,

Comments 1 Yorum »

Sene 2001, Burcu Güneş çok beğendiğim bu şarkısını yayınlamış ve tüm sene dinlememe vesile olmuştur. Aradan uzunca yıllar geçse de ben hala büyük bir zevk ile dinlerim. Bu parçanın ben de özel bir yeri de vardı(r)

Etiketler: , ,

Comments 2 Yorum »

Hala Doğrulamadım…

 

Etiketler: , , ,

Comments Yorum Yok »

Değişir yönü rüzgarın
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutmaz olur artık
Seni, bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk, iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş gözden;
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını,
Severken hiç bir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Ataol Behramoğlu

Etiketler: ,

Comments Yorum Yok »

‘’İşin kötüsü hızla eskiyor yokluğun…
Ki varlığın gün yüzü görmemişken, yepyeni dururken böylesine!
Şöyle bir toparladım da senin için yaptıklarımı,hani o çok sevdiğin ve masanda tamamlanacağı günü bekleyen puzzle’ın gibi birleştirmeye çalıştım da verdiklerimi,daha bir kaç tanesini koyuverince yan yana sen oluşuverdin…
Yavaş yavaş anlıyorum şimdi neresinden su alıyormuş senli hayatım…
Seni ölüm kadar büyütmüşüm yaşamımda.Sanki ölümün zıttı yaşam değilmiş de senmişsin!
Hani olmasan,olmazmışım…Var mısın şimdi? E varım işte…
Üstüne üstlük yarın nasıl bir seni seveceğim korkusu ve endişesi yok içimde…
Yarın, daha yeni tanıştığın bir insan ya da bir arkadaşın mı olacağım,
öbür gün dokunmadan duramadığın sevgilin mi olacağım düşüncesi yok…
Ve sen hiç kıpırdamazsın yerinden, bilirim…
Elin telefona gidecek olsa, numaramın son tuşuna kadar sürer cesaretin!
Kapımın önüne kadar gelsen, zilim yerine kendini çalarsın kendinden…
Sen adım atmaya bile alışık değilsin ki bana ve ben öyle koşmuşum ki sana…
Kaç tur atmışım etrafında, kaç kez aşkın hacısı olmuşum bilinmez!
Meğer etrafında döndüğüm seni ben yaratmışım.
Sana yamadığım ben parçalarını söktüğümde üzerinden, geriye bir avuç günah kaldı…
Şimdi ben yalnızım belki ama sen yoksun!
Ben baştan aşağı bir ah, sen tepeden tırnağa günah…
Ve …… Aşk yerden göğe boş…!’’

Etiketler: ,

Comments Yorum Yok »

‘’Artık sonuna geldik.Sonsuz olacağımızı söyleye söyleye bitirdik kendimizi. Deli gibi sevdiğimizi söyleye söyleye bitirdik.Oysa ben gerçekten sonsuza dek sevebilirdim seni, hem de deli gibi.

Ama artık bitti.

Şimdi içimde büyüttüğüm o masum bebek olmadığını biliyorum. Şimdi bana yaptıkların için kendimi kandırmaktan, kendime seni affettirecek bahaneler bulmaktan, seni her zaman kalbimde, kalbime karşı koruyup kollamaktan vazgeçiyorum. Sana duyduğum o anne şefkatinden vazgeçiyorum.

Bir aşk değil bir savaştı yaşadığım. Fark ediyorum.
Kendimle savaştım ben. Kendimi sana inandırmak için zorladım. Gelmeyişlerine, sevmeyişlerine, yalanlarına kendimi ikna etmek için, senin sevginle kendimi kandırmak için, bir masalı yaşadığımıza inanmak için savaştım.

Kendime yenildim sonunda. Sana değil.
Şimdi içimdeki bu savaşı bitiriyorum.
Bir gün bu savaşın biteceğine, sevginin buna değeceğine olan inancımı, gözlerindeki sahte aşkı bırakıp ellerine, kendime sadece hayatımı alıyorum. Sensiz yaşanmayacağına inansam da, senden hayatımı ayırmakta zorlansam da, artık seninle savaşmaya güç bulamadığım hayatım ellerimde, gidiyorum.

Senin galip başladığın bu aşkta, yenile yenile seni yenmeyi öğrendiğim bu savaşta, seni içimde bitiyorum.
Artık bitti kendimle savaşım.

Yenildin içimde;
Ben -bir- im artık.
Sen sıfır!
-Biz- bittik artık,
Git biraz da başka yürekleri kır…’’

Etiketler: , ,

Comments Yorum Yok »

Uzun zaman önce dünya yaratılmadan, insanlar dünyaya ayak basmadan önce, iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilmez vaziyette dolanıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her zamanki gibi oturuyorlarken saflık ortaya bir fikir atmış.

- Neden, saklambaç oynamıyoruz?
Ve hepsi bu fikri beğenmiş ve hemen çılgınlık bağırmış;

- Ben ebe olmak istiyorum, Ben ebe olacağım..
Ve başka hiç kimse çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için, çılgınlık bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış.

-1, 2, 3, 4, 5…

Ve çılgınlık saydıkça, iyi huylularla kötü huylular saklanacak yer aramışlar.

ŞEFKAT, ayın boynuzuna asılmış;

İHANET, çöp yığının içine girmiş, SEVGİ, bulutların arasına kıvrılmış,

YALAN bir taşın altına saklanacağını söylemiş, ama yalan söylemiş, çünkü gölün dibine saklanmış,

TUTKU, dünyanın merkezine gitmiş, PARA HIRSI, bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış.

Ve çılgınlık saymaya devam etmiş:

-79, 80, 81, 82…

Aşkın dışında bütün iyi huylar o ana kadar zaten saklanmışlar. Aşk kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş. Bu bizi şaşırtmamalı, zira hepimiz aşkı saklamanın ne kadar zor olduğunu biliriz.

Ve çılgınlık:

-…99, 100 demiş.
100′e vardığı anda AŞK sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış, ve çılgınlık bağırmış:

- Sağım solum sobe, geliyorum!

Ve arkasına döndüğünde ilk önce TEMBELLİĞİ görmüş, o ayaktaymış, çünkü saklanacak enerjisi yokmuş.

Sonra ŞEFKATİ ayın boynuzunda görmüş ve İHANETİ çöplerin arasında…

SEVGİYİ bulutların arasında,

YALANI gölün dibinde

ve TUTKUYU dünyanın merkezinde.

Hepsi birer birer bulunmuş, sadece biri hariç.

Ve çılgınlık umutsuzluğa kapılmış.

En son saklanan kişiyi bulamamış.

Derken HASET, bulunmadığı için haset duyarak, çılgınlığın kulağına fısıldamış:

- “Aşkı bulamıyorsun. O güllerın arasında saklanıyor.”

Ve çılgınlık çatal şeklinde tahta bir sopa almış ve güllerin arasına çılgınca saplamış…
saplamış… saplamış, ta ki yürek buran bir haykırma onu durdurana kadar. Ve haykırıştan sonra, aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış ve parmakları arasından iki sicim gibi kan akıyormuş gözlerinden.

Çılgınlık aşkı bulmak için heyecandan aşkın gözlerini çatal sopayla kör etmiş.

- “Ne yaptım ben, ne yaptım ben” diye bağırmış.

- Seni kör ettim, nasıl onarabilirim.

Ve aşk cevap vermiş:

- Gözlerimi geri veremezsin. Ama benim için bir şey yapmak istersen senden bir şey isteyebilirim.

Benim kılavuzum olabilir misin?

Ve o günden beri aşkın gözü kördür ve her zaman çılgınlık yanındadır…

Etiketler: ,

Comments Yorum Yok »




Boyutsuz bir sevda bu
Zamanı yok
Mekanı yok
Sonu ne olur diye

Etiketler: , ,

Comments Yorum Yok »

Evinin seni içine
sigdiramayacak kadar dar oldugunu
fark edeceksin…
Sokaga firlayacaksin…
Sokaklar da dar gelecek…
Tipki vücudunun yüregine dar geldigi gibi…
Ne denizin mavisi açacak içini, ne piril piril
gökyüzü…
Kendini tasiyamayacak kadar çok büyüyecek, bir
yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin…
Birileri sana bir seyler anlatacak durmadan…
“Yasamak güzel.”
“Bos ver, her sey unutulur.”
Sen hiçbirini duymayacaksin…
Göz yaslarindan etrafi göremez hale geleceksin…
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az
sonra kollarinda ölmek isteyecek kadar çok seveceksin…
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin…
“Ölüme çare bulundu” ya da “Yarin kiyamet
kopacakmis” deseler basini
kaldirip Ne dedin?” diye sormayacaksin…
Yalniz kalmak isteyeceksin…
Hem de kalabaliklarin arasinda kaybolmak…
Ikisi de yetmeyecek…
Geçmişi düşüneceksin…
Neredeyse dakika dakika…
Ama kötüleri atlayarak…
Onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin…
Gittigin yerlere gitmek…
Bu sana hiç iyi gelmeyecek…
Ama bile bile yapacaksin…
Biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini
söylese,kaçacaksin…
Aslinda kurtulmak istedigin halde, o aciyi
yasamak için direneceksin…
Hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek
isteyeceksin….
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin…
Herkesi ona benzetip…
Kimseyi onun yerine koyamayacaksin…
Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan
seyrettiren…
Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi
gelecek…
Bogazin dügümlenecek, dinleyemeyeceksin…
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak…
Sabahi iple çekeceksin…
Bazen de “Hiç günes dogmasa” diyeceksin…
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler…
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin…
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne
çikana sarilmak isteyeceksin
Nafile…
Düsüncesi bile tahammül edilmez gelecek…
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasini istedigin…
Her siçrayarak uyandiginda onun adini söyledigini
fark edeceksin…
Telefonun çalmasini bekleyeceksin…
Aramayacagini bile bile…
Her çaldiginda yüregin agzina gelecek…
Aglamakli konusacaksin arayanlarla…
Yüregin burkulacak…
Canin yanacak…
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin…
Hayata dair hiçbir sey yapmak gelmeyecek içinden…
Onun sesini bir kez daha duymak için yanip
tutusacaksin…
Defalarca aradigi günlerin kiymetini bilmedigin
için nefretedeceksin…
Yasadigin sehri terk etmek isteyeceksin…
Onunla hiçbir aninin olmadigi bir yerlere gidip
yerlesmek…
Ama bir umut…
Onunla bir gün bir yerde karsilasma umudu…
Bu umut seni gitmekten alikoyacak…
Gel gitler içinde yasayacaksin…
Buna yasamak denirse…
Razi misin bütün bunlara…?
Hazir misin sonunda ölüp ölüp dirilmeye…?
O halde asik olabilirsin

 

 

CAN DÜNDAR

Etiketler: ,

Comments Yorum Yok »

12»
who's online

Clicky

XML-Sitemap