Son günler de kime dokunsam ve “Aşk” desem karşılığın da “Ahhhhh!” cevabını yahut haykırışını alıyorum … Evet bende dahilim . 3 harf bir araya gelmiş, insanlara eziyet etmeye karar vermiş resmen. Bulaşmayan bir pişman, bulaşan da bin pişman tarzı bir durum var ortada. Hak yemekte olmaz, kimisi mutlu, hatta çok mutlu, toptan bir mantıkla kötü olduğunu da söylememek lazım .
Ama ne zor bulunur bir şeymiş be kardeşim bu Aşk! Nereleri aramıyor ki insanlar…Msn‘ler, facebook‘lar, cafeler, caddeler, kendi sokakları, eş ve dost. Kısacası ellerinde ki tüm imkanları kullanıyorlar, sanal yada gerçek. Ama genel de bulunmuyor, yada zor bulunuyor “Gerçek” olanı.
Sonsuz Aşk kavramı ise bir kara delik misali. Her aşk bir şekil de başlıyor ve yine bir şekil de bitiyor. Kimine göre yerini sevgiye bırakıyor vs… Ancak istatiksel yaklaşıldığın da olaya (Nasıl oacaksa…) , aşk resmen bir skeç! Ne demiş vikipediskeç hakkın da : “ Skeçgenellikle bir nükteyle son bulan, az kişili ve yalın, şakalı bir içeriği olan kısa oyundur. ” Yanlış bir tabir kullanmış olmuyorum herhal de aşka skeç derken . Genel de (Evet genelleme yapıyorum…) şaka gibi değilmidir aşk, kısa süren… Hatta daha da komik bir söz var kaba ama ne Yazının geri kalanını oku »
Düş Sokağı Sakinleri grubunu üniversite yılım da (yarıda bıraktım, sadece ilk yıl okudum ) dinlemeye başladım, aslen daha öncesinden radyolar da meşhur olan Sevdan Bir Ateş parçalarını dinliyor ve biliyordum. Ancak grup olarak hayranlığım üniversite yılıma denk geldi, bir dostum sayesin de… Ancak grup ne yazıktır ki geçtiğimiz yıllar da dağıldı ve ayrıldı. Murat Çelik ve Murat Yılmazyıldırım tarafından 1993 yılın da kurulmuştu grup. En son birlikte çıkardıkları albüm ise Üç (1999 – Kasım [emi] ) olmuştur. Buradan sonra grup üyeleri ayrılmışlar ve yollarına solo çalışmalar ile devam etmişlerdir.
Geçtiğimiz gün Murat Çelik‘in resmi web sitesini gezerken yeni bir albüm çıkarmış olduğunu gördüm. Albümün ismi; Aşkın Elif Hali. Albüm 4 parçadan oluşmakta. Bir link dikkatimi çekti “indirmek için Tıklayın” , tıkladığım da ise Murat Çelik‘in bu son albümünü sitesin de ücretsiz indirip dinleyebilme imkanını sunduğunu gördüm bize. Bilmiyorum bu hareketi artık çok artan korsan mp3 olayına bir tepki/sitem içinmi yaptı, yoksa sadece bu albümü sevenlerine bir hediye olarak mı ücretsiz sundu. Ancak güzel bir iş yapmış , hemen bize sunulan hakkı kullanıp, tıklayıp albümde ki tüm mp3 leri indirdim ve dinledim, şahsen ben beğendim. Ücretsiz ve yasal indirilebilen mp3 imkanına sahip olan bu albümü sizlerle paylaşmayı istedim bende. Buyrun Murat Çelik ve son albümü Aşkın Elif Hali;
Murat Çelik : Vokal ,Söz ve Müzikler , Akustik Gitar Emre Karabulut : Perdeli ve Perdesiz Elektrik Gitar Cem Aksel : Davul Kaan Yıldız : Kontrbas
Konuk Sanatçılar Z. Çağlar Namlı : Bağlama ve Geri Vokal (Yusuf’un Günlüğü) Şenova Ülker : Flugelhorn ( Çalınmış Görüntüler Yönetmeni , Kuyular İçindeyim )
Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye kalbiniz deli gibi çarpmaya başlıyorsa…
bu aşk değil HOŞLANMAK‘tır
-
Ellerinizi ondan çekemiyor sürekli dokunmak sarılmak istiyorsanız..
Bu aşk değil ARZULAMAK‘tır
-
Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız….
Bu aşk değil YALNIZLIK‘tır
-
Herkes onunla olmanızı beklediği için onunlaysanız…
Bu aşk değil SADAKAT‘tir
-
Size sıcak, yakın davrandığı için onunlaysanız…
Bu aşk değil KENDİNE GÜVENSİZLİK‘tir
-
Üzülmesini istemediğiniz için onunlaysanız…
Bu aşk değil ACIMAK‘tır
-
Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoş görüyorsanız..
Bu aşk değil ARKADAŞLIK‘tır
-
Bütün gün ondan başka hiçbir şey düşünmediğinizi söylüyorsanız..
Bu aşk değil KOCA BİR YALAN‘dır
-
Onun iyiliği için kendinizden çok Şey feda edebiliyorsanız…
Bu aşk değil YARDIMSEVERLİK‘tir
-
O üzgünken sizin de kalbiniz acıyorsa…
İşte bu AŞK‘tır
-
Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir türlü kopamadığınızı düşünüyorsanız..
İşte bu AŞK‘tır
-
O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayıflığı hissedebiliyorsanız..
İşte bu AŞK‘tır
-
Başkalarını da çekici bulmanıza rağmen hiç pişmanlık duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsanız..
İşte bu AŞK‘tır
// Yaa böyleymiş işte…Gerçi hoş bana gelen mail’in yalancısıyım bende
Sene 2001, Burcu Güneş çok beğendiğim bu şarkısını yayınlamış ve tüm sene dinlememe vesile olmuştur. Aradan uzunca yıllar geçse de ben hala büyük bir zevk ile dinlerim. Bu parçanın ben de özel bir yeri de vardı(r)…
Değişir yönü rüzgarın
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir.
Avutmaz olur artık
Seni, bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk, iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş gözden;
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını,
Severken hiç bir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir.
‘’İşin kötüsü hızla eskiyor yokluğun…
Ki varlığın gün yüzü görmemişken, yepyeni dururken böylesine!
Şöyle bir toparladım da senin için yaptıklarımı,hani o çok sevdiğin ve masanda tamamlanacağı günü bekleyen puzzle’ın gibi birleştirmeye çalıştım da verdiklerimi,daha bir kaç tanesini koyuverince yan yana sen oluşuverdin…
Yavaş yavaş anlıyorum şimdi neresinden su alıyormuş senli hayatım…
Seni ölüm kadar büyütmüşüm yaşamımda.Sanki ölümün zıttı yaşam değilmiş de senmişsin!
Hani olmasan,olmazmışım…Var mısın şimdi? E varım işte…
Üstüne üstlük yarın nasıl bir seni seveceğim korkusu ve endişesi yok içimde…
Yarın, daha yeni tanıştığın bir insan ya da bir arkadaşın mı olacağım,
öbür gün dokunmadan duramadığın sevgilin mi olacağım düşüncesi yok…
Ve sen hiç kıpırdamazsın yerinden, bilirim…
Elin telefona gidecek olsa, numaramın son tuşuna kadar sürer cesaretin!
Kapımın önüne kadar gelsen, zilim yerine kendini çalarsın kendinden…
Sen adım atmaya bile alışık değilsin ki bana ve ben öyle koşmuşum ki sana…
Kaç tur atmışım etrafında, kaç kez aşkın hacısı olmuşum bilinmez!
Meğer etrafında döndüğüm seni ben yaratmışım.
Sana yamadığım ben parçalarını söktüğümde üzerinden, geriye bir avuç günah kaldı…
Şimdi ben yalnızım belki ama sen yoksun!
Ben baştan aşağı bir ah, sen tepeden tırnağa günah…
Ve …… Aşk yerden göğe boş…!’’
‘’Artık sonuna geldik.Sonsuz olacağımızı söyleye söyleye bitirdik kendimizi. Deli gibi sevdiğimizi söyleye söyleye bitirdik.Oysa ben gerçekten sonsuza dek sevebilirdim seni, hem de deli gibi.
Ama artık bitti.
Şimdi içimde büyüttüğüm o masum bebek olmadığını biliyorum. Şimdi bana yaptıkların için kendimi kandırmaktan, kendime seni affettirecek bahaneler bulmaktan, seni her zaman kalbimde, kalbime karşı koruyup kollamaktan vazgeçiyorum. Sana duyduğum o anne şefkatinden vazgeçiyorum.
Bir aşk değil bir savaştı yaşadığım. Fark ediyorum.
Kendimle savaştım ben. Kendimi sana inandırmak için zorladım. Gelmeyişlerine, sevmeyişlerine, yalanlarına kendimi ikna etmek için, senin sevginle kendimi kandırmak için, bir masalı yaşadığımıza inanmak için savaştım.
Kendime yenildim sonunda. Sana değil.
Şimdi içimdeki bu savaşı bitiriyorum.
Bir gün bu savaşın biteceğine, sevginin buna değeceğine olan inancımı, gözlerindeki sahte aşkı bırakıp ellerine, kendime sadece hayatımı alıyorum. Sensiz yaşanmayacağına inansam da, senden hayatımı ayırmakta zorlansam da, artık seninle savaşmaya güç bulamadığım hayatım ellerimde, gidiyorum.
Senin galip başladığın bu aşkta, yenile yenile seni yenmeyi öğrendiğim bu savaşta, seni içimde bitiyorum.
Artık bitti kendimle savaşım.
Yenildin içimde;
Ben -bir- im artık.
Sen sıfır!
-Biz- bittik artık,
Git biraz da başka yürekleri kır…’’
Uzun zaman önce dünya yaratılmadan, insanlar dünyaya ayak basmadan önce, iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilmez vaziyette dolanıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her zamanki gibi oturuyorlarken saflık ortaya bir fikir atmış.
- Neden, saklambaç oynamıyoruz?
Ve hepsi bu fikri beğenmiş ve hemen çılgınlık bağırmış;
- Ben ebe olmak istiyorum, Ben ebe olacağım..
Ve başka hiç kimse çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için, çılgınlık bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış.
-1, 2, 3, 4, 5…
Ve çılgınlık saydıkça, iyi huylularla kötü huylular saklanacak yer aramışlar.
ŞEFKAT, ayın boynuzuna asılmış;
İHANET, çöp yığının içine girmiş, SEVGİ, bulutların arasına kıvrılmış,
YALAN bir taşın altına saklanacağını söylemiş, ama yalan söylemiş, çünkü gölün dibine saklanmış,
TUTKU, dünyanın merkezine gitmiş, PARA HIRSI, bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış.
Ve çılgınlık saymaya devam etmiş:
-79, 80, 81, 82…
Aşkın dışında bütün iyi huylar o ana kadar zaten saklanmışlar. Aşk kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş. Bu bizi şaşırtmamalı, zira hepimiz aşkı saklamanın ne kadar zor olduğunu biliriz.
Ve çılgınlık:
-…99, 100 demiş.
100′e vardığı anda AŞK sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış, ve çılgınlık bağırmış:
- Sağım solum sobe, geliyorum!
Ve arkasına döndüğünde ilk önce TEMBELLİĞİ görmüş, o ayaktaymış, çünkü saklanacak enerjisi yokmuş.
Sonra ŞEFKATİ ayın boynuzunda görmüş ve İHANETİ çöplerin arasında…
SEVGİYİ bulutların arasında,
YALANI gölün dibinde
ve TUTKUYU dünyanın merkezinde.
Hepsi birer birer bulunmuş, sadece biri hariç.
Ve çılgınlık umutsuzluğa kapılmış.
En son saklanan kişiyi bulamamış.
Derken HASET, bulunmadığı için haset duyarak, çılgınlığın kulağına fısıldamış:
- “Aşkı bulamıyorsun. O güllerın arasında saklanıyor.”
Ve çılgınlık çatal şeklinde tahta bir sopa almış ve güllerin arasına çılgınca saplamış…
saplamış… saplamış, ta ki yürek buran bir haykırma onu durdurana kadar. Ve haykırıştan sonra, aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış ve parmakları arasından iki sicim gibi kan akıyormuş gözlerinden.
Çılgınlık aşkı bulmak için heyecandan aşkın gözlerini çatal sopayla kör etmiş.
- “Ne yaptım ben, ne yaptım ben” diye bağırmış.
- Seni kör ettim, nasıl onarabilirim.
Ve aşk cevap vermiş:
- Gözlerimi geri veremezsin. Ama benim için bir şey yapmak istersen senden bir şey isteyebilirim.
Benim kılavuzum olabilir misin?
Ve o günden beri aşkın gözü kördür ve her zaman çılgınlık yanındadır…