‘’Denklemlerin denkliğine yenik düşüyor dolaşım sistemi. Kanıma bağlanan ağır bir metal gibisin…Sen,sorunlarım! Dert edindiğim dertlerin…
Hani ben olmazsam olmaz mı sanki. Bensiz süremez mi hayatın? Yedek bir hayat değil miyim en can çekiştiğinde? Canını çekiştirip durmazsan bana ne gerek bunca kareli denklemlere!
Parmağını bastırdığın için tanımladı kalbim seni. Şimdiyse başkalarına giriş olmadığı için harabe , yitik kaldı.Öksüz kaldı denir ya yazılarda , ki bana çok arabesk gelir, öyle kaldı işte, sensiz…Yitik,bomboş…Kalp kırık , kan durdu.Hala bir heves var ama yeşermeye dair.Ne de olsa bitmedi bu güç, bitiremedi kimse.
Oysa benim aptallığımdı işte. Hayatımın en güzel yanlışıydın tüm doğrularımı götüren…En güzel gördüm seni , hayatının yanlış basılan notalarında ,can çekişlerine cevaptan başka hiçbir şey olmadım ben. Saklama sakın! Gerçi saklamasan ne olur ki? Neyin ıslaklığını kurulayabiliriz bu saatten sonra ? En güzel gördüm diyorum , bu lütfa eriştiğin ne denli umrundaki?
Sen iyisi mi kıpırdama yerinden , kal öyle ! Çünkü, geriye gidemezsin zamanın ibresinde. En iyisi bozuk bir saat gibi kal.Bari ilerleyip daha fazla virüsleşme hayatımda!’’
B.Kaydı
Bu yazı etiketlenmemiş.



Yazılar (RSS)
Bu yazıyı yazanın yüreğine, buraya ekleyen “niya” nında ellerine sağlık diyorum.
Çok hoş ve güzel bir yazı.
Teşekkürler…