Mayıs 2008 için Arşiv

Bir varmış, bir yokmuş…Bir vakitler, herkeslerin türlü savaşlardan sonra terk ettiği bir viran şehrin yanında, bir dağ varmış…Bahar geldiğinde,eteklerine dağılmış binlerce kocayemiş,ıhlamur,amber ve mersin ağaçlarından yayılan baş döndürücü koku, tüm şehri tütsülermiş…Bu yüzden halk,Buhur dağı ismini vermiş ona eskiden…

 

Dağ onca ağacına,çiçeğine,suyuna,taşına rağmen çok yalnızmış…Gün geceye durduğunda,gökyüzüne bakar, gördüğü her yıldıza bir türkü söylermiş…Efkarından pınarları ağlar,toprağı sızım sızım sızlarmış…İstermiş ki rüyaları gerçek olsun,gönlüne göre bir yareni olsun,koynunda uyuyup koynunda uyansın, dağ daha bir dağ olsun, sevda daha bir sevda olsun.

 

Yine öyle gecelerden bir gece, kaldırmış başını göğe, haykırıyormuş türküsünü ki; birden, bir hışırtı duymuş…Bakmış ki güzeller güzeli kınalı bir ceylan durur karşısında…Durur da öylece sürer nazlı gözlerini ona doğru…Buhur Dağı’nın kalbine kor ateşler düşmüş,heyecanla sarsılmış gövdesi…Dile gelmiş de seslenmiş bir bakışta vurulduğu Kınalı Ceylan’a…

 

‘’İşte nicedir beklediğim, nicedir düşlediğim yarim geldi, umudum, ışığım , sevincim geldi , hoş geldi…Yaklaş maralım, daha da yaklaş ki yakından göreyim güzelliğini.’’

 

Ceylan ürkek, ceylan telaşlı, ardına bile bakmadan, seke seke gözden kaybolmuş sessizce…Sinmiş uzaktaki bir ağacın gölgesine, derdini dillendirmiş kendince:

 

‘’Sesini duydum uzak diyarlardan , yaktığın türkülerde anlattığın bendim koca dağ,Buhur Dağı!…Sesine sevdalandım da sevdim seni.Ne var ki ben bir yaralı ceylan,sana ne hayrım olur ki ,sana verecek neyim var ki.Geldim,gördüm,bildim seni…Fakat benim daha gidecek yolum ,çekecek çilem var.’’

 

Rüzgarlar Kınalı Ceylan’ın sedasını taşıdığında Buhur Dağı’na, kara bulutlar çökmüş zirvesine…Dağ öfkeli,dağ kırgın,adeta kükrer gibi söylemiş meramını:

 

‘’Duydum seni kınalım ,duydum da duymasına ,hem kendini gösterir hem de neden kaçarsın? Her gece seni söyledim ezgilerimde,seni yazdım gökyüzüne.Uçan kuşun kanadında ,çağlayan nehirlerin nefesinde ,tan yerinde şavkıyan seherlerde ,yağmurların buğusunda aradım izini. Önce bana görün,sonra bırak git diye mi?Hemen şimdi dönesin bana geri, ya da ilelebet kanasın yaran; öyle ki kımıldayamayasın çöküp kaldığın yerden!’’

 

Ceylanın küçücük yüreği burkulmuş acıyla…Korka korka dağın hışmından , seslenmiş ona titreyen sesiyle:

 

‘’Nedir bu hiddetin , feryadın? Nedir bu halden sual etmez gazabın?…’Zaman’ dedikleri bir ilaç varmış , ben daha yollara düşüp onu bulacağım,yaramı onunla sarıp bekleyeceğim iyileşmeyi…Sende kalırsam şu halimle; sana acıdan ,tasadan başka bir şey veremem.Sen bir yüce dağsın ,sabır taşlarıyla döşeli bayırların…Beni sen de anlamazsan kimler anlasın?’’

 

Dağ küsmüş, ceylan boynu bükük; vurmuş kendini yollara…Bağrında Buhur Dağı’nın hasreti, vuslata ömrü yetsin diye dualar ederek Yaradan’ına, gözden kaybolup, gitmiş uzaklara…Buhur Dağı fısıldamış ardından:

 

‘’Bekleyeceğim seni maralım, taşım üstünde taş kalmayıncaya, toprağımda tek bir ot bitmeyinceye değin…’’

Ay güneşi, güneş ayı kovalamış durmuş, mevsimler mevsimlere, yıllar yıllara kavuşmuş…Diyar diyar gezmiş ceylan, deva bildiği mahir zaman iyileştirirken yarasını, Buhur Dağı’nın içli sesi, gönlünün mabedinden bir an olsun silinmemiş…Kızıl kınalı başını semaya kaldırıp da sevdasının ve sevdalısının sırrına erdiği yalnız gecelerinde, yarinin kendisine adadığı türkülerinin giziymiş…

 

(Masalcı tam da öyle bir anda, sesini verivermiş masala…)  

 

‘’Gecedir; ayrı düşmüş sevgililerin elzemi hasretleri göğsünde emziren…Gecedir; tek yürekte iki taşkın nehir gibi çoşan, ikiyi bir kılan, biri ikiye bölen sevdaların beşiği…Ömür denilen ise ahu gözlü ceylanın kirpiğinde kanat çırpması kadar bir kelebeğin…Ceylan fani, dağ fani…Geldi vakti saati…Düştü ceylan sevdasının, sevdalısının yollarına…’’

 

Günler birbiri ardına inci gibi dizilirken, hiç durmadan koşmuş ceylan…Ayaklarında dermanı kalmamış, acıkmış, susamış…Bir an olsun durmamış, Buhur Dağı’nın billur ırmaklarının suyuymuş susadığı, Buhur Dağı’nın kaynağıyla besleyip büyüttüğü ağaçların yemişleriymiş acıktığı…Derman, Buhur Dağı’nın koynundaymış.

 

Birbirlerini gördükleri ilk andaki kadar ışıltılı ve sakin bir gece, Kınalı Ceylan varmış yarinin eteklerine…Nice soğuk iklimlerden sıcak iklimlere değin yolunu gözlediği ceylanını, gelişinden bilmiş Buhur Dağı..Seslenmiş usulca:

 

‘’Ey kınalım, ey güzeller güzeli ceylanım, döndün demek sonunda bana…İyileşti mi yaran? Buldun mu çareni; bir su damlası gibi akıp gittiğin, bir kum tanesi gibi savrulduğun yollarda? Senin gönlümü kasıp kavuran hasretin, ehramı oldu ağaçlarımın, çiçeklerimin; tohumlar bile çatlayamadan küle döndü toprağımda…Vardın geldin ama; şimdi benim sana verecek neyim var; susuzluğunu gidereceğin bir pınarım bile yok ki; kuruyup sabır taşlarımda biten otlarla kanmazsın ki açlığına.’’

 

Ceylan bitkin; tırmanırken dağın yamacına, devrilivermiş bedeni kurumuş dalların arasına, küçücük kınalı başını vurmuş kocaman bir taşa…Son mecaliyle konuşmaya çalışırken, şu kelimeler dökülmüş dilinden:

 

‘’Sar beni Buhur Dağı’m…Sar beni yazgım olan; canım tenimden çıkmadan beni sana kavuşturan sevdan ile…Toprağından kanıma aksın ölüm, kanımdan toprağına aksın dirim, hasretinle yaktığın çiçeğin, ağacın, kanımla hayat bulsun yeniden.Ben sana karışayım, sende son bulup, sende doğayım…Bak şu kızıl yıldız var ya; işte o benim yıldızımdır. Ona söyleyerek şimdi en güzel türkünü, kollarında uyut beni güzel sesinle…’’

 

Ve canını teslim etmiş ceylan oracıkta, nazlı gözleri kapanırken düşen iki damla yaş; yuvarlanıp dağın iki yanına, iki ayrı ırmağa dönüşürken…

 

Buhur Dağı, tüm acılardan da büyük bir acıyla öyle sarsılmış, öyle inlemiş ki, gökyüzü yırtılmış sesinden, şimşekler çakmış, simsiyah bir yıldırım düşmüş zirvesine; ikiye bölmüş koca dağı…

 

O geceden sonra mevsim ne vakit bahara dönse, Buhur Dağı’nın ikiye ayrıldığı, Kınalı Ceylan’ın gözyaşlarından oluşan iki ırmağın kavuştuğu yerde kızıl bir gonca gül bitermiş.Açıp da yaprağını, kokusunu yele verdiğinde yıldızlı gecelerde; kimsenin duymadığı, kimselerin bilmediği bir türkü yankılanırmış o vadinin en kuytu yerinde…

 

ALINTI

Bu yazı etiketlenmemiş.

Comments Yorum Yok »

Elime bir karikatür geçti. Bayan iç çamaşırlarının tarihi gelişimini anlatan :D . 1920 den günümüze ve oradan da 2020 yılına olan tasarım değişikliğine :) . Ancak günümüz tasviri iç çamaşırı (G-String) yerli yerinde olmuşken, 2020 de gösterilen tasvir bence yanlış olmuş :) , keza 2020 yılına gerek yok şuan bile o manzarayı görmek mümkün günümüz kadınların da* (lütfen nasıl görüldüğünü sormayın!). Bu arada 1920 nin iç çamaşırından 100 adet günümüz (G-String) çamaşırı çıkarmış :D . Bayan arkadaşlar kusurumuza bakmasın. Sadece konuya ilişkin 2020 yılı yanlışlığını düzelteyim dedim kendi kendime :D . **

* : Kastımız herkes değildir, istisnalar kaideyi bozmazmış.

** : Espri mahiyetli bir konudur, ciddiye alınmamalıdır!

Konuya ilişkin karikatür :

Kadın İç Çamaşırı

Etiketler: , , ,

Comments Yorum Yok »

Google HackerGoogle hacker lara özel ana sayfa yapmış, Google Hacker ! Tabi ki anlaşıldığı üzere bu bir şaka :D . Zaten bu tür de Google nin bir kaç şaka sayfası daha mevcut. Bunu daha yeni keşfettim :) . Herhalde Google Lamer * * ler ile dalga geçmek istemiş.

Etiketler: , , ,

Comments Yorum Yok »

Düş Sokağı SakinleriDüş Sokağı Sakinleri grubunu üniversite yılım da (yarıda bıraktım, sadece ilk yıl Murat Yılmazyıldırımokudum :) ) dinlemeye başladım, aslen daha öncesinden radyolar da meşhur olan Sevdan Bir Ateş parçalarını dinliyor ve biliyordum. Ancak grup olarak hayranlığım üniversite yılıma denk geldi, bir dostum sayesin de… Ancak grup ne yazıktır ki geçtiğimiz yıllar da dağıldı ve ayrıldı. Murat Çelik ve Murat Yılmazyıldırım tarafından 1993 yılın da kurulmuştu grup. En son birlikte çıkardıkları albüm ise Üç (1999 - Kasım [emi] ) olmuştur. Buradan sonra grup üyeleri ayrılmışlar ve yollarına solo çalışmalar ile devam etmişlerdir.

Murat ÇelikGeçtiğimiz gün Murat Çelik‘in resmi web sitesini gezerken yeni bir albüm çıkarmış olduğunu gördüm. Albümün ismi; Aşkın Elif Hali. Albüm 4 parçadan oluşmakta. Bir link dikkatimi çekti “indirmek için Tıklayın” , tıkladığım da ise Murat Çelik‘in bu son albümünü sitesin de ücretsiz indirip dinleyebilme imkanını sunduğunu gördüm bize. Bilmiyorum bu hareketi artık çok artan korsan mp3 olayına bir tepki/sitem içinmi yaptı, yoksa sadece bu albümü sevenlerine bir hediye olarak mı ücretsiz sundu. Ancak güzel bir iş yapmış :) , hemen bize sunulan hakkı kullanıp, tıklayıp albümde ki tüm mp3 leri indirdim ve dinledim, şahsen ben beğendim. Ücretsiz ve yasal indirilebilen mp3 imkanına sahip olan bu albümü sizlerle paylaşmayı istedim bende. Buyrun Murat Çelik ve son albümü Aşkın Elif Hali;

Aşkın Elif Hali

AŞKIN ELİF HALİ
1. Yusuf’un Günlüğü (19:30) (35 Mb)
2. Çalınmış Görüntüler Yönetmeni (06:23) (11 Mb)
3. Kuyular İçindeyim (05:54) (10 Mb)
4. Aşkın Elif Hali (08:54) (16 Mb)
( Not:Şarkıları indirmek için şarkı isimlerinin üzerine gelip tıklayın… )

Murat Çelik : Vokal ,Söz ve Müzikler , Akustik Gitar
Emre Karabulut : Perdeli ve Perdesiz Elektrik Gitar
Cem Aksel : Davul
Kaan Yıldız : Kontrbas

Konuk Sanatçılar
Z. Çağlar Namlı
: Bağlama ve Geri Vokal (Yusuf’un Günlüğü)
Şenova Ülker : Flugelhorn ( Çalınmış Görüntüler Yönetmeni , Kuyular İçindeyim )

Etiketler: , , , , ,

Comments Yorum Yok »

Blogcini.net 1. YaşıMerhabalar;

Bugün BlogCini.net‘in doğum günü! Geçtiğimiz gün size bunu bildirmiştim. Şuan çok mutluyum, BlogCini.net‘i internet dünyasına ve yayın hayatına sokmaktan, onunla uğraşmaktan. Başta her şey bir belirsizlikti, wordpress le çalışmak, onu anlamak ve isteklerime cevap verir hale getirip kodlamak :) . Zor oldu, çok uğraştım ama sonradan o bana ben de ona alıştık :) . Birlikte 1 yılı dolduruyoruz bu gün.

İnternette örneklerini gördüğüm, logolar, süslemeler, yahut 1. yaşı kutlar materyaller koymuyorum blog‘a. Çünkü zaten doğum günü hediyesi olarak 3 gün önce komple tasarımını değiştirdim ve yazılımını güncelledim, hediyesini önceden verdim yani blogun :D .

İyi ki Doğdun BlogCini.net ! Nice Senelere :D . Hep Beraber…

Etiketler: , , ,

Comments 4 Yorum »

вιя ѕєνgι ∂ιℓє∂ιм gözуαşı вυℓ∂υм.

вιя ∂σѕт ∂ιℓє∂ιм ѕıятıм∂αη νυяυℓ∂υм.

∂єя∂ιмє ∂єямαη ∂ιℓє∂ιм ∂єя∂ιмιη тιяуαкιѕι σℓ∂υм.

вιℓкι gєяçєк ѕєνgιуι вєη ѕєη∂є вυℓ∂υм!

Etiketler:

Comments 1 Yorum »

Etiketler: , ,

Comments 3 Yorum »

Merhabalar! Uzun süren bir aranın ardından… Uzun diyorum çünkü uzun zamandır elle tutulur bir yazı yazamamıştım işlerimin yoğunluğundan dolayı. Hem iş hayatı hem de diğer projelerim hayatım da çok fazla yer kaplamakta. Modifiye ve tuning konusun da hazırladığım forum sitesi bir yana 2 adet kurumsal web sitesi ile de uğraşmaktaydım. Hala bitmiş sayılmazlar, hala üzerlerin de geliştirme ve iyileştirmeler yapıyorum. İş hayatı da cabası, günlük stresleri herhal de hesaba katmamıza bile gerek yok :) .

BlogCini.net geçtiğimiz yıl 17.05.2007 tarhin de Perşembe günü internet dünyasına “merhaba” diyip, yayın hayatına başlamıştı. İlk senesinin şerefine (ilk yaşı :), doğum günü ) tasarımını ve yazılımını güncellemek istedim. Dün (14.05.2008, Çarşamba) bu işler için kolları sıvadım ve ilk baş yazılımı güncellemeye başladım. Ardından da şu an gördüğünüz mevcut tasarımı yaptım. Güzel hatta çok güzel oldu :) ben çok beğendim, umarım sizler de beğenirsiniz.

Arıza!Ancak bir kaç sorun yaşadım yazılımın kendinden kaynaklanan. Dün güncellemelerin ardından (yaklaşık yarım saat sonra) blog çöktü ve erişilemez hale geldi malesef, ben de hemen müdahale de bulundum düzelte bilmek için… Bu gün itibari ile yoğun çalışmalarım sonucu tüm arızalar giderildi (tam bir güne bedel oldu!), sorunlar düzeldi ve sapa sağlam oldu . Ancak yine de bir kaç eksiği var teknik anlam da, bir iki güne kadar hepsi giderilecek. Ancak bu süreç içerisin de ara sıra (nadir) bloga ulaşamaya bilirsiniz (sayfa görüntülenemiyor hatası), endişelenmeyin ve belli bir süre sonra tekrar deneyin :) . Bir yahut iki gün içerisin de bakımlarını bitirdiğim takdir de bu ara sıra olan ulaşım sorunu da giderilecek…

2 gün sonra blogun doğum günü :) , kutlama anlamın da tabi ki tekrardan yazı yazıcam. O zamana kadar mutlu ve sağlıklı kalın ;) .

Etiketler: , , , ,

Comments 1 Yorum »

                  Bu karşılıksız aşk

                  Çektirir hep çektirir

                  Sonra derler ki bir de

                 Aşk ne masum bir şeydir

Bu yazı etiketlenmemiş.

Comments Yorum Yok »

Yüzün Denizdi Bugün

 

Sen ve Ben

Biz kaldık sadece gözlerde konuşan…

Etiketler: , , ,

Comments Yorum Yok »

12»
who's online

Clicky

XML-Sitemap