Eylül 2007 için Arşiv

Çay bardağında
Bırakılan dudak payı
Kadar bile
Uzak kalamam
Gözlerinden

Yakın olsun isterim
Ellerime ellerin
Yanındaki beton binaya
Yaslanması gibi
Köhne bir evin

Seni bir çivi
Gibi çaktım
Çünkü beynime
Ve toplayıp
Bütün kerpetenleri
Attım denize

Sunay Akın

Etiketler: ,

Comments 1 Yorum »

Senin için çok şey söylediler
Ondan sana yar olmaz dediler

Sana aşık bile değil gözü başka yerde
Vazgeç bu sevdadan dediler
Sana layık bile değil zaten güvenilmez
Vazgeç bu sevdadan dediler

Hakikaten sever misin beni?
Hakikaten üzer misin beni?

Etiketler: ,

Comments Yorum Yok »

2007 Yılında Yaşamak

1. Şifrenizi yanlışlıkla mikro dalga fırınınıza girmeye çalışıyorsanız

2. Gerçek iskambil kâğıtlarıyla yıllardır fal bakmadığınızı fark ettiyseniz

3. 3 kişilik ailenize ait 15 adet telefon numaranız varsa

4. Yan masada çalışan arkadaşınıza e-mail gönderiyorsanız

5. Arkadaşlarını ve yakınlarını arayamama sebebin e-mail adreslerinin olmamasıysa

6. Alışverişten dönerken evinizde aldıklarınıza taşımaya yardım edecek birinin olup olmadığını anlamak için cep telefonunuzu kullanıyorsanız

7. Televizyondaki her reklâm, ekranın altında bir web adresi içeriyorsa

8. Hayatınızın ilk 20, 30 belki de 60 yılında sahip olmamanıza karşın, bugün evinizden cep telefonunuzu almadan çıkmak sizde paniğe yol açıyor ve almak için geri döndürüyorsa

10. Sabah uyandığınızda kahvaltıdan önce online oluyorsanız

11. Gülümserken başınızı yana yatırıyorsanız

12. Bu yazıyı okuyorsanız, başınızı sallıyor ve gülümsüyorsanız

13. Daha da kötüsü, bu maili kimlere forward edeceğinizi şimdiden biliyorsanız

14. Listede 9. maddenin olmadığını fark edemeyecek kadar meşgulseniz

15. Yukarı çıkıp listede 9. madenin olup olmadığını kontrol ettiyseniz

ve şu an kendi kendinize gülüyorsanız

2007 Yılında yaşıyorsunuz demektir.

Haydi, bu mesajı arkadaşlarına forward et. Bunu istediğini biliyorsun…

//

Blog camiasından tanıdığım, sevgili Hakan‘ın kendisine kuzeninden gelen bir postaymış bu. Bende beğendiğimden burada yayınlamayı uygun gördüm :) .

Etiketler: , ,

Comments 2 Yorum »



Aynı sokakta oturuyorduk, adı esrarengiz
Herkes onun hakkında farklı şeyler söylerdi
Hepsi nedensiz, hepsi sebepsiz
Kirli sakalları vardı, kahverengi gözlüğü, kumraldı
Ben nefret ederdim ama mahallenin bütün kızları ona hayrandı
Bir gün onunla yolda karşılaştık, çok güzel bir yüzü vardı
O an kalbimi söküp atasım geldi, çünkü deli gönlüm o an onun aşkıyla alevlendi
Artık uyumak yerine sürekli onun evini izliyordum
Onunla karşılaşabilmek için akşam saatlerce kapılarda duruyordum
Bir akşam onu yolda gördüm, bi dakika bakarmısın dedim
Acelem var küçüğüm dedi. Sanki bana aramızdaki yaş farkını hatırlattı
Eve gidip ağladım
Ertesi gün eve girdiğini gördüm
Hemen gittim ve kapıyı çaldım
Açtı, ne var küçüğüm dedi
Adımı bile söyleyemedim, sadece seni seviyorum dedim
Gülümsedi cevap bile vermedi, evet dedim
Ne evet dedi, konuşmadım ve koşarak dışarı çıktım
Daha sonrada bir ay boyunca evden çıkmadım
Bir gün arkadaşlarla evde otururken, mahalleye sirenler içinde bir ambulans geldi
O günü hiç unutmam, ambulanstan alel acele inenler hızla onun evine girdi
Bütün mahalle aşağı indik ve seyre daldık
Bir kaç dakika sonra onu sedyeyle dışarı çıkardılar
Önümden geçerken ben de seni küçüğüm dedi ve gözlerini yumdu
Donup kaldım çünkü herkes bana bakıyordu
Eve doğru koşmaya başladım, göz yaşlarım durmadan akıyordu
Eve vardım, annemler ondan bahsediyordu.
Ailesi yokmus, kendi gayretiyle bu yaşa gelmis, okumuş
Sevdiği bir kız varmış, ailesi vermeyince kız kaçmış
Ama kaçtığı gün ölmüş
Bir süre sonra yine sevmiş, ama ne yazık o da ölmüş
Kimi sevdiyse ölüm ayırmış, sanki onun sevgisi azrailin ölüm fermanıymış
Bazen hiç nedensiz, durup dururken ağlıyormuş
Uyurken baş ucunda bir kağıt, bir kalem, birde fotoğraf duruyormuş
Bir an önce ölebilmek için sanki dua ediyormuş
İntihar edip hastaneyi aramış
Polisler evinin duvarında küçüğüm yazısını bulmuşlar
Küçüğüm sende ölme, küçüğüm sende ölme yazıyormuş

Etiketler:

Comments Yorum Yok »

”Kadın adamı çok seviyordu…
Yemyeşil ovalarını verdi adama
Yaşam fışkıran.
Beni seviyor musun?
Evet, dedi adam…
Güneşini, ayını verdi kadın
Yıldızları taktı bir bir adamın omuzlarına…
Beni seviyor musun?
Tabi, dedi adam…
Kadın çağladı
Gürül gürül akan pınarını verdi adama.
Beni seviyor musun?
Elbette, dedi adam…
Kadın bağlandı
Yaşam ipini adama verdi.
Bir oldular tek oldular adamla.
Beni seviyor musun?
Biliyorsun, dedi adam…
Kadın dağlarını verdi adama
Tırmandılar doruklara.
Beni seviyor musun?
Aşağılara baktı adam zirveden.
Başkalarını gördü
Sustu adam…
Ağladı kadın…
Gözyaşını verdi adama
Almadı adam…
Kadın onurunu verdi adama
Şaşırdı adam…
Sordu yine usulca kadın
Beni mi seviyorsun?
Onu da seviyorum seni de, dedi adam…
Sustu kadın…
Verecek bir şeyi kalmadığında…
Senin yüreğine ihtiyacım var, dedi adam
Başkasını sevebilmek için…
Çıkarıp yüreğini verdi kadın.
Korktu adam…
Beni sevmiyor musun, dedi adam.
Sesi yoktu kadının söyleyemezdi.
Gözleri yoktu kadının ağlayamazdı.
Kalbi yoktu kadının sevemezdi.
Onuru yoktu kadının yaşayamazdı. ”

 

Etiketler: ,

Comments Yorum Yok »

Uzun zaman önce dünya yaratılmadan, insanlar dünyaya ayak basmadan önce, iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilmez vaziyette dolanıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her zamanki gibi oturuyorlarken saflık ortaya bir fikir atmış.

- Neden, saklambaç oynamıyoruz?
Ve hepsi bu fikri beğenmiş ve hemen çılgınlık bağırmış;

- Ben ebe olmak istiyorum, Ben ebe olacağım..
Ve başka hiç kimse çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için, çılgınlık bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış.

-1, 2, 3, 4, 5…

Ve çılgınlık saydıkça, iyi huylularla kötü huylular saklanacak yer aramışlar.

ŞEFKAT, ayın boynuzuna asılmış;

İHANET, çöp yığının içine girmiş, SEVGİ, bulutların arasına kıvrılmış,

YALAN bir taşın altına saklanacağını söylemiş, ama yalan söylemiş, çünkü gölün dibine saklanmış,

TUTKU, dünyanın merkezine gitmiş, PARA HIRSI, bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış.

Ve çılgınlık saymaya devam etmiş:

-79, 80, 81, 82…

Aşkın dışında bütün iyi huylar o ana kadar zaten saklanmışlar. Aşk kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş. Bu bizi şaşırtmamalı, zira hepimiz aşkı saklamanın ne kadar zor olduğunu biliriz.

Ve çılgınlık:

-…99, 100 demiş.
100′e vardığı anda AŞK sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış, ve çılgınlık bağırmış:

- Sağım solum sobe, geliyorum!

Ve arkasına döndüğünde ilk önce TEMBELLİĞİ görmüş, o ayaktaymış, çünkü saklanacak enerjisi yokmuş.

Sonra ŞEFKATİ ayın boynuzunda görmüş ve İHANETİ çöplerin arasında…

SEVGİYİ bulutların arasında,

YALANI gölün dibinde

ve TUTKUYU dünyanın merkezinde.

Hepsi birer birer bulunmuş, sadece biri hariç.

Ve çılgınlık umutsuzluğa kapılmış.

En son saklanan kişiyi bulamamış.

Derken HASET, bulunmadığı için haset duyarak, çılgınlığın kulağına fısıldamış:

- “Aşkı bulamıyorsun. O güllerın arasında saklanıyor.”

Ve çılgınlık çatal şeklinde tahta bir sopa almış ve güllerin arasına çılgınca saplamış…
saplamış… saplamış, ta ki yürek buran bir haykırma onu durdurana kadar. Ve haykırıştan sonra, aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış ve parmakları arasından iki sicim gibi kan akıyormuş gözlerinden.

Çılgınlık aşkı bulmak için heyecandan aşkın gözlerini çatal sopayla kör etmiş.

- “Ne yaptım ben, ne yaptım ben” diye bağırmış.

- Seni kör ettim, nasıl onarabilirim.

Ve aşk cevap vermiş:

- Gözlerimi geri veremezsin. Ama benim için bir şey yapmak istersen senden bir şey isteyebilirim.

Benim kılavuzum olabilir misin?

Ve o günden beri aşkın gözü kördür ve her zaman çılgınlık yanındadır…

Etiketler: ,

Comments Yorum Yok »




Boyutsuz bir sevda bu
Zamanı yok
Mekanı yok
Sonu ne olur diye

Etiketler: , ,

Comments Yorum Yok »

March Anthony’den müthiş bir canlı performans. İzlemeye ve dinlemeye değermi? Elbetteki değer! Daha ne duruyorsunuz! :) . Süper ötesi bir performans ve şarkı…Kaçırılmamalı ;)

Etiketler: ,

Comments Yorum Yok »

Acı hatıralarla bu evde
Bitmekte gün yine kederli
Sıkıldım bu sefer hakikaten
Büsbütün dağıttım kendimi
Ben bu saatten sonra
Hizaya gelsem ne olur
Ben bu saatten sonra
Sevdayı bulsam ne olur
Aklıma gelenleri söylemem lazım
Lafımın arkasında durup dönmemem lazım
Eğilmeden kırılmadan dimdik ayakta
Hatta belki bu şehri terk etmem lazım

Etiketler: ,

Comments Yorum Yok »

Evinin seni içine
sigdiramayacak kadar dar oldugunu
fark edeceksin…
Sokaga firlayacaksin…
Sokaklar da dar gelecek…
Tipki vücudunun yüregine dar geldigi gibi…
Ne denizin mavisi açacak içini, ne piril piril
gökyüzü…
Kendini tasiyamayacak kadar çok büyüyecek, bir
yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin…
Birileri sana bir seyler anlatacak durmadan…
“Yasamak güzel.”
“Bos ver, her sey unutulur.”
Sen hiçbirini duymayacaksin…
Göz yaslarindan etrafi göremez hale geleceksin…
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az
sonra kollarinda ölmek isteyecek kadar çok seveceksin…
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin…
“Ölüme çare bulundu” ya da “Yarin kiyamet
kopacakmis” deseler basini
kaldirip Ne dedin?” diye sormayacaksin…
Yalniz kalmak isteyeceksin…
Hem de kalabaliklarin arasinda kaybolmak…
Ikisi de yetmeyecek…
Geçmişi düşüneceksin…
Neredeyse dakika dakika…
Ama kötüleri atlayarak…
Onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin…
Gittigin yerlere gitmek…
Bu sana hiç iyi gelmeyecek…
Ama bile bile yapacaksin…
Biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini
söylese,kaçacaksin…
Aslinda kurtulmak istedigin halde, o aciyi
yasamak için direneceksin…
Hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek
isteyeceksin….
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin…
Herkesi ona benzetip…
Kimseyi onun yerine koyamayacaksin…
Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan
seyrettiren…
Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi
gelecek…
Bogazin dügümlenecek, dinleyemeyeceksin…
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak…
Sabahi iple çekeceksin…
Bazen de “Hiç günes dogmasa” diyeceksin…
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler…
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin…
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne
çikana sarilmak isteyeceksin
Nafile…
Düsüncesi bile tahammül edilmez gelecek…
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasini istedigin…
Her siçrayarak uyandiginda onun adini söyledigini
fark edeceksin…
Telefonun çalmasini bekleyeceksin…
Aramayacagini bile bile…
Her çaldiginda yüregin agzina gelecek…
Aglamakli konusacaksin arayanlarla…
Yüregin burkulacak…
Canin yanacak…
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin…
Hayata dair hiçbir sey yapmak gelmeyecek içinden…
Onun sesini bir kez daha duymak için yanip
tutusacaksin…
Defalarca aradigi günlerin kiymetini bilmedigin
için nefretedeceksin…
Yasadigin sehri terk etmek isteyeceksin…
Onunla hiçbir aninin olmadigi bir yerlere gidip
yerlesmek…
Ama bir umut…
Onunla bir gün bir yerde karsilasma umudu…
Bu umut seni gitmekten alikoyacak…
Gel gitler içinde yasayacaksin…
Buna yasamak denirse…
Razi misin bütün bunlara…?
Hazir misin sonunda ölüp ölüp dirilmeye…?
O halde asik olabilirsin

 

 

CAN DÜNDAR

Etiketler: ,

Comments Yorum Yok »

who's online

Clicky

XML-Sitemap