Halil Sezai’nin albümü çıktı! İşte karşınız da albümün ilk klip parçası; Olsun!
Halil Sezai Paracıkoğlu – Olsun / Şarkı Sözü
Çaresiz içimdeki çocuk
Bir günah gibi hep suçlu
Senin hala ellerin soğuk
Ve yağmurlu
İçimde her gün ölen umutlar var
Olsun zaten aşklar hep böyle…
Sana bir söz yazdım bugün
Yolladım rüzgarla
İçinde gözyaşı vardı
Küçükcük bir kadınla
Sana bir söz yazdım bugün
Yolladım rüzgarla
İçinde gözyaşı vardı
Küçücük bir adamla.
Çaresiz bütün kelimeler
Bir yalan gibi hep suçlu
Senin hala gözlerin soğuk
Ve yağmurlu
İçimde her gün büyüyen çığlıklar var
Olsun zaten aşklar hep böyle…
geceler zehir, geceler kara
uçasım gelir kanadım yorar
yaralar derin seneler kadar
açılın geri
sabah olmuş gün doğmuş
heryerimde karlar
doymadım dönülmüş deliye
helal olsun aşkolsun
gözlerimde yaşlar
durmadım dönülmez geriye
geceler benim geceler bana
unutun beni …
İngilizce – English
Well done
The nights are poison, the nights are black
I feel like flying, my wings make tired
The wounds are deep as much as the years
step back
the morning became, the sun rose
All my place is in snow
I’m not satisfied, turned to crazy
Bravo! Well done!
Tears in my eyes
I didn’t stop, can’t turn back
The nights are mine, the nights are to me
Forget me
O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz…
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz… ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin…
O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain…
sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa…
dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse…
hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse…
elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse,
kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar…
her şiirde anlatılan O’ysa… her filmin kahramanı O… her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa…
bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,
iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa…
iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa…
eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız…
mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken “keşke O anlatsa” diye iç geçiriyorsanız…
kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü…
özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu…
hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız…
O’nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse…
ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse…
gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;
bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine…
uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa…
dışarıda yer yerinden oynuyor ve “içeri”de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa,
nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız…
kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim…
gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa…
Her gidişte ayaklarınız “Geri dön” diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla…
…o halde bugün sizin gününüz!..
“Çok yaşa”yın ve de “siz de görün”üz.
Bekle, dönüşü vardır zor sürgünlerinde
Bekle, hatırla bizi dar günlerinde
Telli turnalar gibi çifte kumrular gibi
Sarışın bir sedir ağacı gölgesinde
Baharı selamlayıp iki çift kelamlayıp
Gamsız günler geceler demlerinde
Biz gülleri severdik dikenleriyle
Koklardık kanayana dek ellerimiz
Gül dikensiz olurmu ah etmezdik
Bekle bekle hiç pes edermiyiz (x2)
Bir nasihat gibi bu sancılı hasret
Miyadını doldurup biter bir gün
Karanlık aydınlığa kavuşur elbet
Siz o gün bayramı kutlamayı görün
Bekle, sıcacık bir haziran sabahında
Bekle, ısıtıp sol yanını yatağında
Telli turnalar gibi çifte kumrular gibi
Sarışın bir sedir ağacı gölgesinde
Baharı selamlayıp iki çift kelamlayıp
Gamsız günler geceler demlerinde
Biz gülleri severdik dikenleriyle
Koklardık kanayana dek ellerimiz
Gül dikensiz olurmu ah etmezdik
Bekle bekle hiç pes edermiyiz (x2)
Bir nasihat gibi bu sancılı hasret
Miyadını doldurup biter bir gün
Karanlık aydınlığa kavuşur elbet
Siz o gün bayramı kutlamayı görün
Karanlık aydınlığa kavuşur elbet
Siz o gün bayramı kutlamayı görün…
Çok geç oldu belkide düşündük taşındık
Bir çok şeyi birbirimizden sakındık
Bir şey eksik cümlede
Yüklem mi, özlem mi sakladığın şey her neyse beni üzermi
Öyle çok şey varki içimde
hep sustuk konuşmak yerine
Konuşmadığımız her ne varsa
Seninle sakladım gözlerimde
Ne olur sende fazla üzülme
Hep kendi kendine yenilme
Konuşmadığımız her ne varsa seninle
Bir damla gözlerimde
Belki yanlış yoldayız
Kaybolduk kaybolduk gizleyince kendimizde yorulduk
Her hatada telafi gerekli değilmi
Bizi durduran gurur mu kibir mi
Öyle çok şey varki içimde
hep sustuk konuşmak yerine
Konuşmadığımız her ne varsa
Seninle sakladım gözlerimde
Ne olur sende fazla üzülme
Hep kendi kendine yenilme
Konuşmadığımız her ne varsa seninle
Bir damla gözlerimde
insanlara kendimi zorla sevdiremeyeceğimi öğrendim. yapabileceğin tek sey
sevilebilecek biri olmak.
gerisi onlara kalmış…
insanları ne kadar düşünürsen düşün,
onların seni o kadar düşünmediklerini öğrendim.
güven elde edebilmek için yılların gerektiğini,
ama yok etmek için saniyelerin bile yettiğini öğrendim.
önemli olanın hayatındaki eşyaların değil,
hayattaki kişilerin olduğunu öğrendim.
insanın ancak 15 dakika çekici olabildiğini,
ondan sonra alışıldığını öğrendim.
kendimi karşılaştırmak için baskalarının en iyi yaptıklarını değil, kendi
en iyi yaptıklarımı kıstas almam gerektiğini öğrendim.
insanlar için olayların değil, onların daha önemli olduklarını öğrendim.
her ne kadar ince kesersen kes,
kestiğinin her zaman iki yüzü olacagini ögrendim.
sevdiğin kişilere sevgi dolu sözler söylemen gerektiğini,
belki bunun onu son defa görüşün olabileceğini öğrendim.
her ne kadar onu çok düşünsen de,
yine de gidebileceğini ögrendim
kahramanların, yapılması gerekenleri ne pahasına olursa olsun,
yapanlar oldugunu ögrendim.
insanların seni hep hesapsız sevdiğini, ama bunu nasıl göstereceklerini
bilemediklerini öğrendim.
sinirlendiğimde gerçekten buna değse bile asla acımasız olmamam
gerektiğini öğrendim.
gerçek dostluğun ve gerçek aşkın aramızda uzak mesafeler olsa bile
büyüdüğünü öğrendim.
birisinin seni istediğin gibi sevmemesi,
onun seni tüm benliğiyle sevmediği anlamına gelmediğini öğrendim.
bir arkadaşın ne kadar iyi olursa olsun seni üzeceğini
ve senin yine de onu affetmen gerektiğini ögrendim.
bazen baskaları tarafindan affedilmenin yetmediğini öğrendim.
kendini de affetmeyi öğrenmelisin.
kalbin ne kadar kırılmış olursa olsun,
dünyanın senin acılarından dolayı durmayacağını öğrendim.
geçmişimiz ve durumumuzun olduğumuz kişiliği etkilediğini,
ama olmamız gerekene karşı sorumlu olduğumuzu öğrendim.
iki kişinin tartışmasının, birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmediğini
öğrendim.
ve tartışmadıkları zaman da sevdikleri anlamına gelmediğini.
bazen kişiliğini eylemlerinin önüne koyman gerektiğini öğrendim.
iki kişinin tamamen aynı olan bir şeye baktıklarında bile
farklı şeyler görebildiklerini öğrendim
hayatlarında her zaman dürüst bir şekilde daha ileriye gitmek isteyen
kişilerin,
sonuçları önemsemediklerini öğrendim.
seni doğru dürüst tanımayan kişilerin,
hayatını birkaç saat içinde değiştirebileceklerini öğrendim.
verebileceğin bir şey kalmadığında bile bir arkadaşın ağladığında,
ona yardım edebilecek gücü bulabileceğini öğrendim.
yazmanın, konuşmak kadar duygusal gayret gerektirdiğini öğrendim.
en fazla önemsediğim kişilerin, benden hep uzaklastırıldıklarını öğrendim.
insanları üzmeden ve duyarlı olarak kendi fikirlerini söylemenin
çok zor olduğunu öğrendim.